Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

SAFRANBOLU – (Özel Haber) – Safranbolu ile özdeşleşen, güler yüzü ve samimiyetiyle 7’den 70’e herkesin sevgisini kazanarak kentin simge isimlerinden biri haline gelen “Yazıköylü Bakkal İsmail Amca” (İmail Turgut), vefatının ardından da unutulmadı. Askerden döndüğü 1953 yılından, hayatını kaybettiği 2022 yılına kadar tam 70 yıl boyunca Safranbolu Aslanlar mevkisindeki küçük mahalle dükkanında geleneksel kültürü yaşatan ve TRT Haber’in “Ömür Dediğin” programına da konuk olan Turgut’un mirası, 60 yıllık emektar yardımcısı Muzaffer Aydın tarafından yaşatılıyor. modern market zincirlerine ve AVM’lere karşı direnen tarihi dükkan, sadece alışverişin değil, asırlık bir dayanışma kültürünün de merkezi olmayı sürdürüyor.
İsmail Turgut’un vefatının ardından dükkanın çarkını döndürmeye devam eden 60 yıllık yardımcısı Muzaffer Aydın, dükkanın açık kalma hikayesini anlattı. Aydın, “Ben Bakkal İsmail Amca’nın yardımcısıydım. O vefat ettikten sonra rahmetli kızı bana ulaştı ve ‘Babamın kapısı biraz daha açık kalsın, bakkalımız kapanmasın’ diyerek ricada bulundu. Ben de seve seve kabul ettim. Zaten sağlığında da onunla biz alakadar oluyorduk. O yüzden bu tarihi kapı kapanmasın diye şu anda mesleği sürdürüyorum” dedi.
Gelişen teknolojiye ve market zincirlerine karşı kendi çaplarında direndiklerini belirten Aydın, dükkanda kartla alışveriş dönemine geçmediğini ifade etti. Yaşı itibarıyla banka işleriyle uğraşmak istemediğini dile getiren emektar esnaf, “Alışverişler çoğunlukla kartla yapılıyor ama ben kartsız alışverişi tercih ediyorum. Allah bereket versin; az oluyor, öz oluyor ama vatandaşın işine geliyor. Kartı olmayan, mağdur olan çok insan var. Geliyorlar, ihtiyaçlarını karşılıyorum. İster verirler, ister vermezler. Geri iade edemezlerse de helalühoş olsun der gönderirim. Biz kar amacı gütmüyoruz, bizim gayemiz kazanç değil, yardım etmek. Piyasadan çok daha makul fiyatlara, bazen geliş fiyatının bile altına veriyorum. Yüzde 5 kazanç olsun, temiz ve helal olsun bana yeter” diye konuştu.
Dükkanın kapısından adım atan herkesi birer misafir gibi ağırladıklarını belirten Muzaffer Aydın, asırlık gelenekleri yaşatmaya devam ettiklerini söyledi. Dükkana gelenlere mutlaka ikramda bulunduklarını vurgulayan Aydın, “Bizim bir adetimiz var; kim gelirse gelsin dükkandan içeri girdiğinde ikramımız hazırdır. Meşhur çifte kavrulmuş fıstığımız ve özel keşimiz (kurutulmuş süzme yoğurt) tezgahta durur. Kolonyamız her zaman hazırdır. Eğer bir vatandaşın aradığı ihtiyaç bizde yoksa bile hemen yan komşularımıza haber ederiz, ‘Orada bulabilirsiniz’ diyerek yol gösteririz. Bu dükkanın geçmişi rahmetli İsmail Amca ile beraber 90 seneyi buluyor” ifadelerini kullandı.
Asıl mesleği elektrikçilik olan ve 60 yıldır boş zamanlarında bakkal dükkanına bakan Aydın, mahalle kültürünün en önemli simgesi olan “Veresiye Defteri” geleneğini de yaşatıyor. Bu defterin sadece borçlular için değil, mahalledeki yardımlaşma ağı için de kullanıldığını belirten Aydın, şu detayları paylaştı:
“Daimi müşterilerimiz için veresiye defteri tutuyoruz. Ay başı geldiğinde durumuna göre ödeme yapıyorlar, idare edip çarkı döndürüyoruz. Ayrıca bu defterde sadece borçlular değil; mahalledeki yardımlaşma muhtaç ailelerin isimleri ve telefonları da var. Hayırsever vatandaşlar dükkana gelip ‘Sen buranın mağdurunu, ihtiyacı olan çocuğunu bilirsin’ diyerek bana para bırakıyorlar. Ben de o ücretleri defterin arasına koyuyorum. İhtiyaç sahibi aileler geldiğinde kademeli olarak dağıtıyorum.”
Mahalle halkının dükkanın kapanmaması için kendisine sürekli destek olduğunu belirten Muzaffer Aydın, sitemkar bir çağrıda da bulundu. Yeni neslin mahalle bakkallarını unuttuğunu söyleyen Aydın, “Bakkal devri aslında kapandı. Ben burayı idare etmek için uğraşıyorum. Yani son çakıl taşı, son çınarlar biziz. Başka bir nesil arkadan gelmiyor. Herkes bana ‘Aman ayakta dur, kapatma burayı, bizi zor duruma düşürme’ diyor. Ben de sağlığım elverdiği müddetçe devam edeceğim. Dükkanda kokulu-kokusuz gaz yağından ispirtoya, çividen eski bisküvi kutularına kadar her şey var. Ama gençlerin kimse uğramıyor. Dışarıdan bakıp ‘burası hurdacı’ deyip geçiyorlar. Gelip bir kere ‘Şu var mı?’ diye sormuyorlar. Sorsalar aradıkları her şeyi bulacaklar” diyerek Safranbolu’nun kalbindeki bu sıcak hikayeyi sürdürmekte kararlı olduğunu belirtiyor.