Kızıltan Ulukavak’tan Hacıhüseyinler Evi Tepkisi!

Kızıltan Ulukavak’tan Hacıhüseyinler Evi Tepkisi!
Yayınlama: 05.09.2026
Düzenleme: 05.09.2026 16:27
A+
A-

Safranbolu’nun koruma sürecine büyük emeği geçen Safranbolu eski Belediye Başkanı Kızıltan Ulukavak, 17 yıl önce Kaymakamlığa kullanım hakkını verdiği daha sonra özel idareye geçen aileden kalma konağının atıl kaldığı belirtti.

İl Özel İdaresi’nin Emlak Vergisi katkı paylarına rağmen konağa bakmadığını belirten Ulukavak, yaşanan tahribatı şu sözlerle dile getirdi:

Safranbolu’nun kültürel varlıklarının yasal ve yönetsel yöntemlerle korunması 1975’li yılların ikinci yarısında  başlatılmış; o yıllarda siyasal  tartışmalara ve çekişmelere konu olmuş olsa da, dönemin yerel yönetimince her türlü sosyal ve siyasal riskler göğüslenerek uygulamadan geri dönülmemiştir.

İlk yıllardaki farklı görüşler, zamanla ve özellikle 1990’lı yılların başından itibaren terk edilerek koruma konusunda tüm siyasal ve toplumsal çevreler arasında  örnek bir konsensüs sağlanmış; görüş birliği ve uzlaşı gerçekleştirilmiştir. Bunun sonucu olarak korumaya ilişkin  uygulamalar yıllar boyu ödünsüz sürdürülmüş; bugüne kadar Safranbolu yerel yönetiminde hangi siyasal partiden, hangi kültürel anlayıştan kişiler söz sahibi olurlarsa olsun, Safranbolu’nun korunması konusu tartışma dışı tutulmuş, tüm siyasal çevreler, şayanı şükran bir davranışla,  bu konuda yardımlaşmayı görev bilmişler;kuşkusuz Safranboluluların övünç ve takdirine de mazhar olmuşlardır.

Ancak ne yazık ki, günümüzde bu görüş ve uzlaşıdan uzaklaşılarak, ünlü Safranbolu evlerinin tüm özelliklerini taşıyan ve Karabük İl Özel İdaresi’ne kamusal kültürel amaçlarla kullanılmak üzere bağışlanmış olan AkçasuMahallesi’ndeki Hacııhüseyinler Evi’nin kaderine terk edilmesi gibi hiç beklenemeyecek olumsuz bir anlayış,  iktidar partisinin yetkili Sayın yerel temsilcilerince benimsenmiş bulunmaktadır. Şöyle ki;
Bir dönemin Safranbolu Kaymakamı, birkaç yıl sonranın Karabük Valisi Sayın İzzettin Küçük’ün kamu adına satın almayı düşündüğü, satmak yerine sahibinin isteği doğrultusunda kültürel hizmetlerde kullanılmak kaydıyla ve restorasyonunu yapılması koşuluyla, bir protokola bağlanarak  2009’da bedelsiz kamuya devredilen Hacıhüseyinler Evi, bir süre Safranbolu Köylere Hizmet Birliği yönetiminde kalmış, sonra Karabük il Özel İdaresi’ne devredilmiş ve bu İdare tarafından da 2016 yılında Karabük Üniversitesi’nin kullanımına bırakılmıştır. Ancak Üniversite Rektörlüğü de 2019 yılında evi kullanmaktan vazgeçmiş, mülkiyet sahibi Karabük İl Özel İdaresi de, devir protokolu gereği evde ve bahçesinde görevliler bulundurmak ve binayı kültürel amaçlarla kullanmak yerine, evin bakım ve onarımını dahi yapmamış ya da yapamamıştır. Ahşap evlerde en büyük handikabın, sahipsiz bırakılmak ve başta yangın olmak üzere, her türlü risklere maruz bir konumda bulundurmak olduğu dikkate alınmamıştır.
Aslında 2863 sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Kanununun 12.maddesine, daha sonra   eklenen fıkralarda ,1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu uyarınca Belediyelere ödenen Emlak Vergisinin  % 10’u oranında, Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı tahakkuk ettirilmesi ve bu payların Belediyelerce İl Özel İdareleri’ne gönderilmesi öngörülmüştür.

Karabük İl Özel İdaresi, bu paylardan kaynak yaratarak Hacıhüseyinler Evi’ne bakım, onarımını yapıp, bir kültürel işlev kazandırmamış, en hafif yağmurda bile evin çatısı akarken, damındaki kiremitlerin aktarılması gerekirken, bahçesindeki ağaçlar susuzluktan bir birkururken seyirci kalmış, şehir şebekesine bağlı olmaksızın devamlı akar suyu olan bahçede yapılan, sadecesulanmadığı için kuruyan ağaçları kesip, odun yapmak olmuş, son yıllarda bakımsızlıktan ve ilgisizlikten bahçedeki kapalı havuzun suyu da kesilmiş,  diz boyu otlar içindeki bahçe bir kır görünümüne bürünmüştür.

Böylesine bir çözümsüzlük karşısında, ülkemizde bir kamu kurumuna ait bir binadan o kurum tarafından yararlanılmadığında, bir başka kamu kurumunun kullanımına bırakılmasının sıklıkla karşılaşılan bir uygulama olduğunu düşünen bağış sahibi, daha önce Karabük Üniversitesi kullanımına bırakılmasını örnek alarak evin, bu kez Safranbolu Belediyesi’nin kullanımına bırakılması önerisini gündeme getirmiştir.

Bu öneride bulunulurken, kentteki kültürel varlıkları korumanın yasal görevleri arasında olmasının yanı sıra, Belediyenin aynı zamanda, evin bakım ve onarımı için gerekli personel ile malzeme ve teknik olanaklara da sahip olduğu göz önünde tutulmuştur.

Belediyece benimsenen söz konusu önerinin uygulama olanağı bulabilmesi için, Kültür Bakanlığı ile Belediye arasında imzalanan protokol uyarınca, kültürel mirasın korunması ve toplumla buluşturulması için Hacıhüseyinler Evi’nin, Sanat ve Kültür Mirası Ev olarak işlevlendirilmesi, kültürel varlıkların korunmasına yönelik etkinliklere mekan oluşturması amacıyla, mülkiyeti İl Özel İdaresi’nde kalmak, her türlü bakım ve onarımının Belediyece karşılanması kaydıyla evin Belediyeninkullanımına verilmesi istemiyle, Temmuz/2026 ayı içinde ilgili mercilere başvurulduğu, Safranbolu Kaymakamlığı ve Karabük Valiliği’nce de, Safranbolu Belediyesi’nin bu isteminin uygun bulunduğu öğrenilmiştir.

Bu olumlu gelişmeler sonucunda evin Belediyenin kullanımına verilmesi için, konunun yetkili merci  Karabük İl Genel Meclisi’nin gündemine alınması beklenirken, yörede egemen siyasal güç sahibi kişi ve çevrelerin gündemine alındığından; konunun olumsuz görüş ve yaklaşımlarla İl Genel Meclisi’nde çözüme kavuşturulmasının  engellendiğinden haberdar olunmuştur.
Oysa, yıllar önce evin mülkiyetini devrederken bağış sahibi, şu ya da bu siyasal görüşün  yandaşlarına değil, evi kamuya devretmiş, Devlete güvenmiş, “Devletin Devamlılığı İlkesi”ne inanmıştır. Halen de aynı güven ve inanç içinde olduğundan, geçmişteki kamusal hizmetlerinde siyasal görüşleri değil, kamusal çıkarları hep  ön planda tutmuş bir kişi olarak olup biteni anlayamamanın şaşkınlığı içindedir. Dede yadigarı, çok değerli bir kültürel mirası devrederken hiç kuşkusuz alkışlanmayı beklemiyordu; sürekli yetkili mercilerin kapısını aşındıracak bir durumda kalabileceğini bile hiç aklına getirmemişti:  yaygın bir deyimle, “umduğu dağlara kar yağacağını” dikkate almamıştı. Yoksa, sorunun çözümünde sanki kişisel bir çıkarı varmışcasına,  “Medine fukarası” gibi yalvar yakar bir konumda olması mı gerekiyordu?
Evin açıklanan makul ve mantıki nedenlerle, bir kamu kurumundan, bir başka kamu kurumuna devri gerçekleşmiş olsa, Safranbolu yerel kamuoyu yapacağı değerlendirmelerde, artı puanları evi devreden yasal yetkili kişi ve kurumlara verecekken, şimdi devre engel olanlar, herhalde okkalı bir eksi puan ile karşı karşıya kalacaktır.

Demokratik rejimlerde ülke yönetimine A partisi, yerel yönetime B partisi seçilmiş olabilir, bir süre sonra her iki yönetimde de farklı partiler iş başına gelebilir. Devir protokoluna uyulmayarak kaderine terkedilenHacıhüseyinler Evi’nin, Safranbolu Belediyesinin yönetimindeki partiye ya da Belediye Başkanı’nın şahsına değil, Safranbolu’ya; Safranbolulara devri söz konusuydu.Orada gerçekleştirilen kültürel etkinliklerden, sadece günümüzdeki Belediye Başkanının partisinden olanlar değil, toplumun her siyasal görüşteki bireyleri yararlanacaktı,.
Oysa, daha önce değinildiği üzere,  Safranbolu konusunda asla ödün verilmeksizin, itirazda bulunulmaksızın uzun yıllardır devam ettirilen  siyasalpartiler arasındaki konsensüs sürdürülmeli, bu konudaki uzlaşının, Safranbolu yararına olduğu göz ardı edilmemeliydi.

Safranbolu’nun korunması arzusu sözde kalmamalıydı, eylemde koruma karşıtı olunduğunu kanıtlayan davranışlar sergilenmemeliydi. Bugün karşı karşıya kalınan engellemelerin, Safranbolu’nun koruma tarihinde kara bir leke olarak yer almasına, buna neden olanların da ilerde olumsuz sözcüklerle anılmalarına yol açılmamalıydı.
Bu gerçekler göz önüne alınarak, yapılan yanlışlardan dönülebileceğini düşünmek, bir hayal ya da gerçekleşmesi düşünülemeyecek bir iyimserlik midir?
Bunu bilebilmek olanağı yok; kötümser olmak için ise,çok neden var.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.