Yapılan yazılı açıklamada, kamu alımlarında rekabetin azalması ve denetimin zayıflamasının sadece ekonomik bir problem olmadığı, aynı zamanda bir yönetişim ve kamu ahlakı meselesi olduğu savunuldu.
“86 Milyonun Hakkı, Belirli Çevrelere Değil Millete Verilmeli”
Kamu kaynaklarının belirli zümrelerin çıkarları için değil, halkın tamamı için harcanması gerektiği ifade edilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Saadet Partisi olarak bizler, kamu malını milletimizin emaneti olarak görüyoruz. Devletin harcadığı her kuruşun hesabının millete verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kamu kaynaklarının belirli çevrelerin değil, 86 milyon vatandaşımızın ortak hakkı olduğu anlayışıyla hareket ediyoruz. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkeleri güçlü bir kamu yönetiminin temelidir. Kamu alımlarında açık ihale usulü esas olmalı, istisnalar gerçekten istisna olarak kalmalı ve tüm süreçler etkin bir şekilde denetlenmelidir.”
“İsraf Değil, Tasarruf ve Adalet Zamanı”
Açık ve rekabetçi bir ihale sisteminin yolsuzluk risklerini minimuma indireceğini ve kamu bütçesinde ciddi bir tasarruf kalemi oluşturacağını belirten Saadet Partisi yönetimi, mevcut yönetim anlayışını eleştirerek şu tespitlerde bulundu:
“Bugün ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey, kamu kaynaklarını israf eden anlayış değil; tasarrufu esas alan, adaleti gözeten ve emanete sahip çıkan bir yönetim anlayışıdır. Saadet Partisi olarak kamu yönetiminde dürüstlüğü, şeffaflığı ve hesap verebilirliği yeniden hâkim kılmak için çalışmaya devam edeceğiz. Milletimizin alın teriyle oluşan kaynakların korunması, israfın önlenmesi ve her kuruşun doğru yerde kullanılması, yalnızca ekonomik bir zorunluluk değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur.”
Açıklama, “Kamu malına emanet gözüyle bakan bir anlayışla, daha adil, daha şeffaf ve daha güçlü bir Türkiye mümkündür” sözleriyle noktalandı.