“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu.
Teklifle, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesi amaçlanıyor.
Düzenleme, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda düzenlenen suçları kapsayacak.
Teklifte “Örgüt”, PKK/KCK terör örgütünü ve bağlı bütün oluşumları, “Kurul”, düzenlemenin ilgili hükmü uyarınca oluşturulacak Kurul şeklinde tanımlanıyor.

Teklife göre, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hariç olmak üzere, teklifin kapsamına giren ve üst sınırı 15 yıl veya daha az cezayı gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 10 yıl süreyle ertelenecek.
Erteleme süresi içinde dava zamanaşımı işlemeyecek. Bu suçlarla ilgili dosya ve suçun ispatına yarayan deliller, erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresince muhafaza edilecek. Müsadereye konu eşya ve malvarlığı değerleri hakkında erteleme kararıyla birlikte tasfiye kararı verilecek ve Hazineye irat kaydedilecek. Karar, kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlara tebliğ edilecek. Kararda başvuru ve itiraz hakkı ile süresi ve mercii gösterilecek.
Bu hüküm uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara karşı kanun yollarına başvurma hakkı bulunanlar 2 hafta içinde sulh ceza hakimliğine başvurabilecek. Hüküm uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin mahkeme tarafından verilen kararlara karşı da 2 hafta içinde itiraz edilebilecek.
Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından önce işlenmiş olup da düzenlemenin kapsamına giren suçlardan dolayı bu tarihten sonra başlatılacak soruşturmaların yapılması, Kurulun iznine bağlı olacak.
Düzenleme uyarınca erteleme kararı verilecek suçlardan dolayı verilmiş olan tutuklama ve adli kontrole ilişkin koruma tedbirleri, soruşturma veya kovuşturmanın bulunduğu evredeki yetkili hakim veya mahkeme ile bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından değerlendirilecek. Koşullarının bulunması halinde bu tedbirlerin kaldırılmasına karar verilecek.
Erteleme kararı verilecek suçlarla ilgili istinaf veya temyiz kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilecek.
Verilen erteleme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilecek. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, belirlenen amaç için kullanılabilecek.
Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacak. Mahkumiyet halinde verilen cezanın infazı, düzenlemenin buna yönelik hükmü kapsamında ertelenmeyecek ve mahkumiyet hükümlerinin tüm sonuçları doğacak. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı veya düşme kararı verilecek.
Teklifle, örgütün fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmış olması koşuluyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçundan mahkum olanlar ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar hariç olmak üzere, düzenleme kapsamına giren suçlardan, toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 5 yıl süreyle, toplam 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olan hükümlülerin cezalarının infazı 10 yıl süreyle infaz hakiminin kararıyla ertelenecek. Bu hükmün uygulanması, müsadere kararlarının yerine getirilmesini engellemeyecek. Erteleme süresi içinde cezada zamanaşımı işlemeyecek.
İnfaz hakimi tarafından verilen erteleme kararlarına karşı itiraz edilebilecek. Ayrıca bu kapsamda verilen erteleme kararları, oluşturulan sisteme kaydedilecek. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde belirlenen amaç için kullanılabilecek.
Erteleme kararının verildiği tarihten itibaren erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde, infaz hakimi tarafından erteleme kararı kaldırılarak cezanın infazının devamına karar verilecek. Belirtilen süre suç işlenmeksizin geçirildiği takdirde verilen ceza infaz edilmiş sayılacak. Erteleme kararlarının takibi Cumhuriyet başsavcılıklarınca yapılacak.
Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi, düzenlemenin Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılacak. İhtiyaç halinde Kurul tarafından alt komisyonlar oluşturulabilecek, bakanlık, kurum ve kuruluşların temsilcileri ile gerekli görülen kişiler Kurul ve komisyon toplantılarına davet edilebilecek.
Kurul tarafından sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilecek.
PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben bu düzenlemenin amacı ve kapsamı doğrultusunda örgütün tamamen tasfiyesi ve bu duruma ilişkin gözlem raporları uyarınca dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirme yapılabilecek. Kurulun gerekli görmesi halinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulacak.
Teklif uyarınca verilen erteleme kararları, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben dönemsel olarak Kurul tarafından değerlendirilecek.
Gerekli görülmesi halinde soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması, sulh ceza hakimliğinden veya mahkemesinden, mahkumiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması infaz hakimliğinden Kurul tarafından talep edilecek.
Talep hakkında ilgili mercii tarafından karar verilecek. Bu kararlara karşı itiraz edilebilecek. Mahkumiyet hükümleri nedeniyle doğan hak yoksunluğunun tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına yönelik talepte bulunulabilmesi için 5 yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından kararın verildiği tarihten itibaren 2 yıl, 10 yıl olarak verilen erteleme kararları bakımından ise 3 yıl geçmiş olması gerekecek.
Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirecek. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca düzenleme kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulacak. İzleme Komisyonu, Kanun kapsamındaki faaliyetleri izleyecek ve tavsiyelerde bulunabilecek. Kurulun sekreterya hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından yerine getirilecek.
Teklif kapsamındaki örgüt mensuplarının beraberinde getirdikleri yahut beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve her türlü malzeme kayıt altına alınacak. Bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, güvenlik kurumlarının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenecek.
Teklif hükümleri, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben 6 ay içinde bu düzenleme hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanacak.
Teklif kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilecek. Teklifin amaç ve faaliyetleri kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmayacak.
“Terörsüz Türkiye” hedefi kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin gerekçesinde, “Teklif, mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir.” ifadesine yer verildi.
TBMM Başkanlığına sunulan teklifin gerekçesinde devletin temel amaç ve görevleri hatırlatılarak, kamu düzeninin korunmasının yanı sıra toplumsal barışın güçlendirilmesinin de devletin asli görevlerinden biri olduğu belirtildi.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girildiği bu dönemde Türkiye’nin, güvenlik, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendiren yeni bir perspektifle geleceğe yürüdüğü ifade edilen gerekçede, şunlar kaydedildi:
“Nitekim bu yüzyıl, yalnızca yeni bir zaman dilimini değil, aynı zamanda devletin demokratik hukuk devleti niteliğini daha da güçlendirecek, milli birlik ve beraberliği tahkim edecek, toplumsal huzuru kalıcı hale getirecek ve milletimizin ortak geleceğini güvence altına alacak bir vizyonu ifade etmektedir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, milli egemenlik ilkesi ve ortak vatandaşlık bilinci etrafında şekillenen bu vizyon, yalnızca kamu düzeninin korunmasını değil, aynı zamanda toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini ve ortak geleceğin daha sağlam temeller üzerinde inşa edilmesini de gerekli kılmaktadır.”
Terörün tamamen sona erdiği bir Türkiye’nin, güvenlik, demokrasi, ekonomik kalkınma ve hukuk devleti bakımından daha güçlü bir geleceği vaat ettiği vurgulanan gerekçede, “Güvenlik için ayrılan kaynakların eğitime, bilime, teknolojiye, üretime, altyapıya ve sosyal kalkınmaya yönlendirilebilmesi, ülkenin her köşesinde huzur ortamının güçlenmesine ve gelecek nesillerin şiddetin etkisinden uzak, güven içerisinde yaşayabilmelerine önemli katkı sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Uzun yıllara yayılan mücadele sürecinde yalnızca güvenlik tedbirleriyle yetinilmediği, ekonomik, sosyal ve demokratik nitelikte çok yönlü politikaların hayata geçirildiği aktarılan gerekçede, bu sorunun, sadece güvenlik temelli değerlendirilmediği, tüm boyutlarıyla ele alınarak bütüncül bir yaklaşım sergilendiği kaydedildi.
Özellikle 2002’den itibaren temel hak ve hürriyetlerin güçlendirilmesi, devlet ile millet arasındaki bağın kuvvetlendirilmesi ve demokratik standartların yükseltilmesi amacıyla kapsamlı reformlar gerçekleştirildiği anımsatılan gerekçede, TBMM tarafından kabul edilen ve milletin onayladığı anayasa değişiklikleri ve diğer kanuni düzenlemeler sayesinde hukuk devleti ve demokratikleşme alanında önemli ilerlemeler sağlandığı anlatıldı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasal düzen ve kamu güvenliği esas alınarak toplumsal huzurun kalıcı biçimde tesisinin amaçlandığı bildirilen gerekçede, silahlı yapılanmaların ortadan kaldırılması ve demokratik siyaset alanının güçlendirilmesi suretiyle toplumsal bütünleşmenin sağlanması ve milletin ortak değerlerinin korunmasının bu yaklaşımın özü olduğu belirtildi.
TBMM bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun farklı siyasi görüşlerin, toplumsal beklentilerin ve hukuki değerlendirmelerin ortak bir zeminde ele alınmasına katkı sunan önemli bir istişare ve değerlendirme merkezi olarak görev ifa ettiği belirtilen gerekçede, Komisyon çalışmalarının ortaya çıkan sorunların bütün yönleriyle değerlendirilmesine, mağduriyetlerin tespitine, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesine ve ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin kapsamlı şekilde ele alınmasına imkan sağladığı ifade edildi. Böylelikle Millet iradesinin tecelligahı TBMM’nin toplumsal sorunların çözümünde üstlendiği anayasal sorumluluğun bir kez daha somut biçimde ortaya konduğu bildirilen gerekçede, şunlar kaydedildi:
“Hukuk devleti, yalnızca suçların cezalandırılmasını esas alan bir sistem değildir. Hukuk devleti, adaletin sağlanmasını, kamu güvenliğinin korunmasını, toplumsal huzurun güçlendirilmesini ve suç işleyen bireylerin yeniden topluma kazandırılmasını da gözeten çok boyutlu bir anlayışı ifade etmektedir. Bu yaklaşım doğrultusunda ceza adalet sistemi, yalnızca geçmişte işlenmiş suçlara karşılık verme amacını taşımamakta, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması, yeniden suç işlenmesinin önlenmesi, hükümlünün hukuk kurallarına saygılı bir birey olarak yaşam sürmesinin teşvik edilmesi ile toplumsal barışın güçlendirilmesine hizmet etmektedir. Süreçte ulaşılan mevcut aşamanın kalıcı hale getirilebilmesi, güvenlik tedbirlerinin etkin şekilde sürdürülmesinin yanında ceza adalet sisteminin de kamu güvenliğini uzun vadede destekleyecek şekilde geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çerçevede hazırlanan teklifle gelecekte benzer acıların yaşanmasının önlenmesi, elde edilen kazanımların kalıcı hale getirilmesi, kamu güvenliğinin daha güçlü biçimde tesis edilmesi, ceza adalet sisteminin geliştirilmesi ve belirli şartların oluşması halinde ilgili kişilerin hukuk düzenine bağlı bireyler olarak toplumla bütünleşmesi amaçlanmaktadır.”
Kanun koyucunun ceza ve infaz politikalarını belirleme konusundaki takdir yetkisinin, hukuk devleti ilkesinin çizdiği sınırlar içinde kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik anayasal bir yetki olduğuna işaret edilen gerekçede, “Toplumsal şartların değişmesi, güvenlik politikalarının ulaştığı seviye, ceza adalet sisteminin uygulama sonuçları ve kamu düzeninin ihtiyaçları dikkate alınarak ceza adalet sisteminde yeni düzenlemeler yapılması, çağdaş hukuk devletlerinde yasama organının doğal ve anayasal görevlerinden biridir.” ifadelerine yer verildi.
Gerekçede, şunlar kaydedildi:
“Teklif, mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldıran, suçların hukuki niteliğini değiştiren veya ceza sorumluluğunu sona erdiren bir düzenleme niteliğinde değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını korumakta, suçun vasfına, mahkumiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik öngörülmemektedir. Bu yönüyle teklif, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır.”
“Terörsüz Türkiye” sürecinin sağlıklı, gerçekçi ve sürdürülebilir bir zemine oturtulabilmesi açısından uluslararası tecrübelerin de değerlendirildiği bildirilen gerekçede, 40 yılı aşan mücadele birikimi dikkate alınarak Türkiye’nin kendi tecrübesi, toplumsal gerçekliği ve devlet geleneğiyle şekillenen özgün bir “Türkiye Modeli” oluşturulduğu belirtildi.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunca ortak aklı ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşımla ortaya çıkan rapor doğrultusunda hazırlanan teklifin, süreç kapsamında öngörülen hukuki düzenlemelerin ilk adımını teşkil eden temel bir çerçeve oluşturduğu kaydedilen gerekçede, şu ifadeler kullanıldı:
“Sürecin dinamik yapısı dikkate alındığında, uygulama sırasında ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar, elde edilecek tecrübeler ve değişen şartlar ile gereklilikler doğrultusunda, sürecin hedefine uygun şekilde ilerlemesini sağlamak amacıyla yasama organının takdiri çerçevesinde ilgili mevzuatta ilave değişiklikler yapılması veya yeni kanuni düzenlemelerin ihdas edilmesi söz konusu olabilecektir. Belirtmek gerekir ki süreç, yalnızca ülkemizde değil, ülkemizin de içinde bulunduğu tüm coğrafyada barış ve kardeşliği yeniden oluşturmaya yöneliktir. Bu kapsamda örgütün feshi ve silahların bırakılmasıyla başlayan süreç, ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin yürürlüğe konulmasıyla artık milletin eseri olacaktır.”
Abdullah Güler, beraberinde AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, MHP Grup Başkanvekilleri Erkan Akçay ve Filiz Kılıç, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, TBMM İdare Amiri Hasan Turan, AK Parti İstanbul Milletvekili Adem Yıldırım ve AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan ile düzenlediği basın toplantısında teklife dair açıklamalarda bulundu.
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin yürütme ve yürürlük hükümleriyle toplam 12 maddeden oluştuğunu bildiren Güler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yanı sıra sürece destek veren siyasi partiler ile milletvekillerine teşekkür etti.
Güler, “Toplama baktığımızda yaklaşık 360’a yakın imzayla teklifimizi Meclis Başkanlığımıza arz ettik. Teklifi daha sonradan İçtüzük kapsamı içinde teknik olarak desteklediklerini, imzaladıklarını ifade edecek milletvekillerimiz de olacaktır.” diye konuştu.
Teklifin komisyon sürecine ilişkin Güler, “Adalet Komisyonu Başkanı’mız kendi planlaması çerçevesinde İçtüzük kapsamında 48 saat sonra yani cuma günü öğleden sonra 14.30-15.00 gibi komisyon toplantısı için gerekli davetlerini yapacaktır.” ifadesini kullandı.
Güler, Terörsüz Türkiye süreci kapsamında TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ilk toplantısını 5 Ağustos 2025’te TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yaptığını, sonrasında da yaklaşık 18 toplantı icra ederek 137 kişiyi dinlediğini anlattı.
Komisyonun bu yıl şubatta çalışmalarını tamamlayarak raporunu hazırladığını anımsatan Güler, raporun sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerini içeren kısmından bölümler okudu.
Güler, raporda yer alan başlıkların tamamına yönelik uzun zamandır özel bir çalışma yürütüldüğünü söyleyerek, kurumlardan ve uzmanlardan görüşler alındığını, MHP ve DEM Parti ile de çalışmalar yapıldığını bildirdi.
Teklifin geçen hafta belli bir olgunluğa eriştiğini aktaran Güler, pazartesi günü itibarıyla siyasi partilerle istişareler yaptıklarını anımsattı.
Güler, teklifin, komisyon raporu doğrultusunda, PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararı’nın Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkumiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesini amaçladığını aktardı.
AK Parti Grup Başkanı Güler, düzenleme kapsamında PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapma suçları ile bu örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları ve bu örgüt lehine işlenen Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’daki suçların bulunduğunu anlattı.
Hazırlanan kanun teklifindeki soruşturma ve kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin düzenlemeye değinen Güler, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmaların düzenlemenin kapsamı dışında bırakıldığının altını çizdi. Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok net bir şey söylüyoruz: Kasten adam öldürme suçları hariç. Bunu speküle edecek veya farklı anlamlara gelecek şekilde ifade edecek kişileri de buradan uyararak söyleyelim ki kasten adam öldürme suçları hariç olmak üzere ve yine 2005 öncesi müebbet hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası soruşturması ve kovuşturması yürütülenler hariç olmak üzere diğer suçlara yönelik bir düzenleme içeriyor.”
Güler, teklifle, halihazırda koruma tedbirleri ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalarla ilgili de düzenleme yapılacağını bildirdi.
Cezası ertelenen örgüt mensuplarının özel bir takip modeliyle doğrudan izleneceğini belirten Güler, bu kişilerin herhangi bir suç işleme durumunda erteleme kararının ortadan kaldırılacağını kaydederek, “İlgili kişi bundan yararlandıktan sonra, topluma entegre olma, uyum sağlama, bütünleşme, toplum hayatında iyi bir vatandaş olma noktasında bir hayatı sürdürmesini de arzu ediyoruz. Tekrar eylemler, tekrar farklı çalışmalar içerisinde olmaması bizim esas amacımız. Olursa da bunun yaptırımının da ne olduğunu açıkça kanun metnine yazmış olduk.” diye konuştu.
Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesi için müteşekkil bir kurul oluşturacağını, ayrıca TBMM Başkanlığınca düzenleme kapsamındaki faaliyetleri izlemek üzere İzleme Komisyonu kurulacağını söyleyen Güler, “Bunun sayısıyla ilgili bir durum belirlemedik. Anayasa’mızın 95. maddesi gereğince siyasi parti gruplarının milletvekili sayısınca zaten belli bir sayı anlaşılır. Bu komisyonla da beraber hem aktif olarak hem de yarar sağlayacak, katkı sağlayacak bir sayı da inşallah komisyonumuzda oluşturmuş olacağız.” ifadelerini kullandı.
Güler, silah, malzeme, mühimmat ve diğer malzemelerin kayıt altına alınmasına ilişkin Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının, diğer kurumların görüşlerini alarak düzenlemeyi uygulayacağını bildirdi.
Kanun kapsamında verilecek görevlerle ilgili olarak da düzenleme yapıldığını belirten Güler, görevini yerine getirecek kişilere hukuki, idari veya ceza sorumluluğu yüklenmeyeceğini kaydetti.
Kanun teklifinin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür eden Güler, bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve kararlı duruşunun, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ise yol gösterici, ufuk açıcı açıklamaları ve kararlı duruşunun önemine dikkati çekti.
Sürece olumlu katkısı için DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile DEM Parti heyetine teşekkür eden Güler, şunları kaydetti:
“Bu kendi oluşumu, gerçekliği içinde, uzun uğraşların, komisyonun uzun çalışmalarının geldiği bir nokta. Bu kadarını yapabiliyoruz. Bundan sonra da gerek Kanun’un uygulamasında gerekse de kurulun çalışmalarında çok farklı ihtiyaçlar, farklı durumda ortaya çıkabilecektir. Zaten biz bir Kurul’a yetki veriyoruz. Bu tasfiye sürecinden sonraki aşamada gerek adli gerek idari gerekse de yasal düzenlemeler noktasında her zaman bu çalışmalar ortaya konulabilecektir.”
“Bir de önümüzdeki dönemlerde ihtiyaç duyulması halinde farklı alanlarda gerek yasal düzenleme gerek idari düzenlemeler mutlaka oluşacaktır.” diyen Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aziz milletimiz şundan müsterih olsun, çok net bir şey yapıyoruz, bu topraklarda, bu coğrafyada, sadece ülkemizde değil, bölgede, diğer ülkelerimizde de kardeşliğin, barışın, huzurun, güvenliğin sağlanması noktasında biz çalışmalar yürütüyoruz. Biz biliyoruz ki yaklaşık 50 yıldır bu ülkede derin acılar yaşatmış, birçok manada olaylara, derin acılara, saldırılara yol açmış, şehitlerimizin, gazilerimizin bu manada haklarını, hukuklarını ortadan kaldıracak veya zarar verecek bir konumda asla olamayız. Öyle bir hedefimiz olamaz.”
Herkesin bu sürece katkı vermesi gerektiğini söyleyen Güler, “Bu topraklarda asla silahın, şiddetin bir daha konuşulmaması lazım. Kim diyorsa açık yüreklilikle, demokratik ortamın zenginliği içerisinde, fikirlerini herhangi bir suç ve suça teşvik olmaksızın paylaşabilir, hedeflerini ortaya koyabilir. Önemli olan aziz milletimizin, ülkemizin daha güçlü olması, sözünün ve kararlılığının dünyada saygı görmesi.” şeklinde konuştu.
Meclis’teki siyasi partilere, “samimi destek olunması” çağrısında bulunan Güler, “Eksiği olabilir. Biz ‘Dört dörtlük, mutlak manada her şeyi düşünerek bir şey yazdık’ demiyoruz. Elbette ortak akılla, samimi çabalarla da desteğe açığız bu konuda. Yıkıcı, bozucu olmamak lazım. Art niyet ve kötü niyet taşımamak lazım. Samimi niyetlerimizle bu sürece sahip çıkmamızı ben bütün parti gruplarından, milletvekillerimizden de hassaten bekliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız’ın hatırlamada bulunması üzerine Güler, mahkumiyet halinde TCK’nin ilgili hükmü kapsamında hak yoksunluğuna yönelik karar verildiğini anlattı. Güler, “Bizim amacımız entegrasyonu, topluma kazandırmayı ve bütünleşmeyi sağlamak. 5 yıla kadar ertelenenlerde 2 yıl hak yoksunluğu devam edecek. 10 yıl olanlarda da 3 yıl. Bu otomatik devreye giren bir durum değil, doğrudan Kurul burada devrede olacak.” ifadelerini kullandı.
Güler, bir mahkumiyet oluşmadan ve hüküm kesinleşmeden hak mahrumiyetinin soruşturma ve kovuşturma safhasında yapılamayacağını kaydetti.
Teklifin kanunlaşması ve yürürlüğe girmesi sonrasında düzenlemeden önceki döneme ait herhangi bir şikayet veya ihbar oluşması durumuna ilişkin Güler, şunları söyledi:
“Bundan 10-15 yıl önce, bilinmeyen, faili meçhul veya soruşturma-kovuşturma dosyası içerisinde bir durum ortaya çıktı, yeni bir delil… Burada başsavcılıklarımız Kurul’dan izin almadan soruşturmaya devam edemeyecek. Çünkü bundan sonraki süreç içerisinde yalan beyanlar, iftiralar, farklı ihbarlar, şikayetler de başsavcılıklarımıza olabilir. Bunun ciddi, toplum ve kamu vicdanını etkileyen, gerçekten delillendirilmiş, şikayetin konumu, durumu iyiyse bu konuda Kurul izin verecek ve soruşturma devam edecek.”
Açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Güler, kanun teklifini Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’nda (MKYK) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a özet olarak sunacağını söyledi.
Bir soru üzerine Güler, şu yanıtı verdi:
“Koşullu salıverme şartlarımız Ceza ve İnfaz Kanunu’muzda belli. Bugün verdiğimiz rakam yarın değişebilir. Bu, canlı bir dönem. Şu anda şartlar tutmuştur, 30-40 kişi doğal ve haklı olarak tahliye edilebilir. Ama bu süreç uzun bir süreç. Buradaki teyit mekanizmasıdır. Teyit mekanizması gelişmeden gerek 3. maddeden gerekse 6. maddeden yararlanma imkanı yok. Teyit mekanizması tüm silahların teslimi, imhası, örgütün feshi noktasında bir teyit mekanizması önce Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla ilan edilecek sonra 6 aylık süre başlıyor. Henüz işin başındayız, çok erken. Amacımız terörün tamamen bu topraklardan tasfiyesi. Şu anki sayı dediğiniz, 6 ay sonra 4 bindir, 1 yıl sonra 3 bin, bilemezsiniz, sayı üzerine takılmayın.”
Güler, PKK’nın yönetici kadrolarıyla ilişkili bir soru üzerine, “Orada açık hüküm var. TCK 765 değişmeden önce 2005 öncesi bu dediğiniz kişileri ihtiva ediyor, bunlar istisna.” ifadesini kullandı.
Bir gazetecinin “6 aylık bir süre öngörmüştünüz. 6 ay geçtikten sonra uzatma yetkisi kime verilecek?” sorusuna Güler, “Tabloyu görelim, çok erken.” dedi.
Güler, bir gazetecinin “Öcalan’ın statüsü yok kanun teklifinde, bir özel statü yok” ifadeleri üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bunlar idari düzenlemelerle yapılacak işler. Ceza infaz kurumlarımız belli. Bütün ceza infaz kurumlarının yönetimi, Adalet Bakanlığına ait. Dış güvenlik de Jandarma Genel Komutanlığımıza ait. İdari düzenlemelerle ilgili ailelerin talepleri, süreç açısından Kurul’un izlemeleri, bunlar her zaman rahatlıkla bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadan yapılacak işlerdir. Bize sorarsanız, bundan sonraki süreçlerde rahatlıkla belli bir disiplinle, belli kurallara tabi olarak İmralı’da akademisyen, gazeteci ziyaretleri, bu konudaki açıklamalar noktasında gayet idari düzenleme içinde yapılabilir. Bunun için bir yasal düzenlemeye ihtiyaç yok. Statüye de ihtiyaç yok.”
Güler, ihtiyaç olması halinde Gazi Meclis’in yasama faaliyetleri kapsamında her türlü güçlü desteği vereceğini söyledi.
Bir gazetecinin belediyelere yönelik görevlendirmelere ilişkin sorusuna Güler, “Bu düzenlemenin içerisinde yer almıyor. Farklı bir durum.” yanıtını verdi.
Bir gazetecinin, “Siz muhalefetten bugün imza toplarken dün akşam Özgür Özel aleyhine fezleke açıklaması geldi.” ifadeleri üzerine Güler, “Biz bağımsız ve tarafsız yargının işlerine karışmıyoruz. Hiçbir milletvekilinin suç işleme özgürlüğü yok. Ne bileyim hangi milletvekilimiz neye karıştı. Bağımsız, tarafsız yargı kendi çalışmasını yürütüyor. Bununla alakası olan bir durum değil. Herkes kendi işine baksın.” sözlerini sarf etti.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, 50 yıldır milletin başına bela olan terör belasının bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinin ardından tarihin karanlık çöplüğüne gönderileceğini vurgulayarak, teklifin hayırlı uğurlu olması temennisinde bulundu.
Yıldız, “Bu, devam edecektir elbette. Bundan sonra Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve infaz hukukunda mutlaka değişiklikler yapılacaktır.” dedi.