Filistin’de 1987’deki Birinci İntifada’nın önde gelen isimleri arasında yer alan Bergusi’nin, 15 Nisan 2002’de İsrail tarafından tutuklanmasının üzerinden 24 yıl geçti.
Bergusi’nin adı daha önce birçok kez İsrail ile Hamas arasında yapılan esir takaslarında gündeme gelse de İsrail hapishaneden çıkmasına izin vermedi; cezaevindeki şartları her geçen gün daha da ağırlaştı.
Yahudi Gücü Partisi lideri Itamar Ben-Gvir’in İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı olmasıyla diğer tüm Filistinli esirler gibi Bergusi’nin de durumu giderek kötüleşti.
İsrailli avukat Marmarelli, geçen hafta Bergusi’yi Ganot Hapishanesinde ziyaret ederek ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, buna ilişkin paylaşımda bulundu.
Marmarelli, Filistin direnişinin sembol isminin 8 Nisan’da Ganot Hapishanesi’nde ağır şekilde dövüldüğünü, iki saatten fazla kanlar içinde bırakıldığını ve tıbbi yardım talebinin reddedildiğini belirtti.
Bergusi’nin 25 Mart’ta Megiddo Hapishanesinden Ganot’a sevk edilirken saldırıya uğradığını ve 24 Mart’ta Megiddo Hapishanesindeyken hücresinin köpeklerle basıldığını aktaran İsrailli avukat, Bergusi’yi ziyaretini, uğradığı işkenceyi, Filistinli mahkumların İsrail hapishanelerindeki şartlarını, AA muhabirine anlattı.
Son dönemde İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin dış dünya ile en önemli bağlantıları avukat görüşmeleri. İsrail, bu nedenle Filistinli mahkumların avukatlarıyla görüşmesini önlemek için çeşitli gerekçeler ortaya koyuyor.
Filistin direnişinin sembol ismini ziyaret etmenin son derece zor olduğuna dikkati çeken Marmarelli, ilk olarak şubatta, 16 Mart’ta görüşmek üzere bir tarih aldığını fakat 28 Şubat’ta İran’a saldırıların başlaması gerekçe gösterilerek ziyaretinin 15 Mart’ta iptal edildiğini; 22 Mart’ta “savaşın bitmesini beklemenin mantıksız olduğunu” belirten bir dilekçe verdiğini aktardı.

Marmarelli, sözlerine şöyle devam etti:
“Savaşın ne zaman biteceğini bilemezsiniz, yıllar sürebilir. 22 Mart’ta verdiğim dilekçeden sonra Mervan’ı başka bir yere naklettiler. Dilekçeyi İsrail’in kuzeyindeki Nasıra’daki bölge mahkemesine sunmuştum, onu kuzeydeki Megiddo Hapishanesinden güneydeki Ganot hapishanesine naklettiler, böylece dilekçem geçersiz hale geldi.”
Bergusi’nin yeni nakledildiği hapishaneye dilekçe sunduğunu belirten İsrailli avukat, görüşün ancak 12 Nisan’a ayarlanabildiğini kaydetti.
İsrailli avukat, Mervan Bergusi’nin de tüm Filistinli mahkumlar gibi çok kötü şartlar altında yaşadığına ve işkencelere maruz kaldığına; buna ek olarak tecrit altında tutulduğuna dikkati çekti.
“Diğer mahkumlar genellikle 12 kişilik hücrelerde kalırken, Mervan sadece bir kişiyle hücresini paylaşıyor. Üstelik bu kişinin kim olacağını seçemiyor.” diyen Marmarelli, hücrede kalacağı kişinin uygun kişiler arasında seçilmediğini ve bir hücrede iki kişi kalmanın birçok sorun doğurduğunu belirterek bunun Bergusi’ye uygulanan bir tür ceza olduğunu vurguladı.
Marmarelli, Filistinli tutukluların dış dünya ile bağlantısının koparıldığını şu sözlerle ifade etti:
“Kızılhaç’ın onları görebilmek için izni yok. Aileleri onları görmeye izinli değil. İnternetleri yok, gazeteleri yok, radyoları yok. Hiçbir iletişim araçları yok. Dış dünyada neler olup bittiğini bilmiyorlar; sadece avukatları varsa ve ailelerinin avukat tutacak kadar parası varsa, avukatlarından aldıkları bilgiler var.”
Marmarelli Bergusi için “Zihinsel ve fiziksel olarak güçlü bir adam. Sürekli Filistin halkını, Filistin davasını ve Filistinli mahkumları düşünüyor, dışarıda olup bitenlerle yakından ilgileniyor.” ifadelerini kullandı.
Filistinli tutuklulara yeterli gıda, temizlik malzemesi ve kıyafet temin edilmediğini vurgulayan İsrailli avukat, buna ek olarak dayak ve işkenceye maruz kaldıklarını belirtti.
Marmarelli, İsrail’de Filistinlileri hedef alan ve çok tartışılan idam cezası konusuna dairse kanunun geriye dönük uygulanamayacağını dolayısıyla Bergusi’yi etkilemeyeceğini savundu.
“İsrail’de bu yeni yasa çıkmadan önce bile ölüm cezası vardı.” diyen Marmarelli, tek farkın yargıçların takdir yetkisinin ortadan kaldırılması olduğuna işaret etti.
Son olarak Filistinlilerin dış dünyayla tek bağlantısının avukatlar olduğunu bir kez daha vurgulayan Marmarelli, İsrail Cezaevi Servisi’nin bu nedenle avukatlara da bir tür işkence yaptığını, son ziyaretinde kendisine yiyecek ve su verilmediğini, tuvaleti bile olmayan bir odada 5 saat bekletildiğini aktardı.
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kentinin kuzeybatısındaki Kober köyünde 6 Haziran 1958’de dünyaya gelen Bergusi, 15 yaşında Fetih Hareketi’ne katıldı.
Bergusi, 1976’da 18 yaşındayken İsrail tarafından tutuklanarak bir süre hapiste kalırken bu sürede İbranice öğrendi.
Üniversite yıllarında birçok kez gözaltına alınan Bergusi, 1985’te “idari tutuklu” olarak yeniden özgürlüğünden mahrum kalırken sonrasında ev hapsine alındı.
Filistin’de 1987 yılında patlak veren Birinci İntifada’nın önde gelen isimleri arasında yer alan Bergusi, İsrail tarafından Ürdün’e sürgün edildi ve orada 7 yıl kaldı.
Bergusi, İsrail ve Filistin yönetimi arasında imzalanan Oslo Anlaşması kapsamında 1994’te Batı Şeria’ya geri döndü.
Sembol isim Bergusi, 1996’da Ramallah ve El-Bire bölgesinden Fetih Hareketi adına Filistin Yasama Konseyine seçildi. Bergusi, Fetih Hareketi içerisinde hızla yükselerek genel sekreter oldu.
Ramallah’taki evinde 15 Nisan 2002’de İsrail askerlerince gözaltına alınan Bergusi, İsrail mahkemesi tarafından “öldürme ve öldürmeye teşebbüs” suçlamalarıyla 5 kez müebbet ve 40 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, 18 Şubat 2024’te Bergusi’yi Ofer Askeri Hapishanesi’nden Ramon Cezaevi’ne naklederek tecrit hapsine aldırmıştı.
Buna gerekçe olarak, Batı Şeria’da planlanan bir ayaklanma hakkında istihbarat ele geçirildiği öne sürülürken, bu kararla Filistinlilerin Bergusi’nin hayatına yönelik endişeleri arttı.