Hamilelikte kanser tanısı konulan kadın hem bebeğine kavuştu hem de hastalığı yendi

– Zonguldak’ta yaşayan 40 yaşındaki öğretmen Berru Sağır:
– “Tanı aldığımda tek korkum onu kaybetmekti. Ameliyattan çıktıktan sonra bile onun sağlıklı olmasıyla ilgili süreçleri yakından takip ettim. Güçlü olmam gerekiyordu çünkü onun bir yaşama değil, aynı zamanda bir anneye ihtiyacı vardı”
– “Çocuğum doğduğunda saçsızdı, onu doğurduğumda ben de saçsızdım çünkü kemoterapi almıştım. Onunla büyüdük. Saçlarımız çıktı, gerçekten özel bir süreçti”

Hamilelikte kanser tanısı konulan kadın hem bebeğine kavuştu hem de hastalığı yendi
Yayınlama: 22.10.2026
A+
A-

ZONGULDAK (AA) – GÖKHAN YILMAZ – Zonguldak’ta 6 aylık hamileyken meme kanseri teşhisi konulan öğretmen Berru Sağır, yaşadığı zorlu tedavi sürecine rağmen hem kanseri yenmenin hem de sağlıkla dünyaya getirdiği oğlunu büyütmenin sevincini yaşıyor.

Karadeniz Ereğli ilçesinde ikamet eden bilişim teknolojileri öğretmeni Berru ve eşi İbrahim Sağır, uzun süre çocuk özlemi çekmelerinin ardından yaklaşık 3,5 yıl önce erkek bebek sahibi olacaklarını öğrendi.

Gebeliğin altıncı ayında elle yaptığı muayene sırasında memesinde bir kitle fark eden Sağır, durumunu doğum doktoruyla paylaşmasının ardından genel cerrahi bölümüne yönlendirildi.

Sağır, ilçedeki bir hastanede meme kanseri tanısı konulması üzerine Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi BEUN Hastanesi’ne sevk edildi. Gebelik sürecinde tanı alan Sağır’ın durumu ek tetkikler sonrası multidisipliner onkoloji konseyinde değerlendirildi.

Kendisinden çok bebeği için endişe duyan Sağır’a, sürecin bebeğe herhangi bir zararı olmayacağı ve memesi alınmadan hastalığının tedavisinin mümkün olacağı yönünde bilgi verildi.

Sağır’a, Zonguldak BEUN Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Güldeniz Karadeniz Çakmak tarafından meme kanseri ameliyatı onkoplastik meme koruyucu cerrahi yöntemiyle gerçekleştirildi.

Bu süreçte Bertuğ (3,5) ismini verdikleri bebeğini sağlıklı şekilde dünyaya getiren Sağır, bir dozu hamileyken verilen kemoterapi sürecinin tamamlanmasından sonra radyoterapi de görerek sağlığına kavuştu.

Onkolojik takibine devam edilen 40 yaşındaki Sağır, erken tanı konusunda “farkındalık elçisi” olarak tüm kadınlara kendi kendine meme muayenelerini yapmaları, tarama mamografilerini çektirmeleri ve doktor muayenelerini aksatmamaları konusunda uyarıda bulunuyor.

– “Erken tanının çok önemli yeri oldu”

Berru Sağır, AA muhabirine, yaşadığı sürecin çok zorlu geçtiğini ama erken tanıyla sağlıklı şekilde süreci atlattığını söyledi.

Gebelikte meme kanseri yaşayan bir hasta olduğunu dile getiren Sağır, “Bu nedenle erken tanının hem çocuğumun hayata gelmesinde hem de sağlıklı şekilde hayatımıza devam etmesinde çok önemli bir yeri oldu. Erken fark ettiğim için meme koruyucu cerrahiyle kadınlar içinde önemli olan fiziksel görünümü etkileyecek durumlar yaşamadım. Sağlıkla oğlumu kucağıma aldım.” dedi.

Sağır, bir annenin hissetmesi gereken pek çok duygudan uzak kaldığı dönemler olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Çünkü bir gün öncesinde karnımdaki bebekle konuşurken bir gün sonra, ‘Acaba onu sağlıklı şekilde kucağıma alabilecek miyim?’ telaşıyla yoğun stres altında geçen son 3 ayım oldu. Çünkü altıncı ayda hastalık tanısı aldım ve 3 ay içerisinde hem ameliyat oldum hem de kemoterapi sürecine başladım. ‘Oğlum yaşayacak mı?’ diye kendimden çok onu düşündüm. Çünkü bir tüp bebek süreci geçirmiştim. 9 yılın sonunda onu karnımda taşıyabilecek duruma gelmiştim. Tanı aldığımda tek korkum onu kaybetmekti. Ameliyattan çıktıktan sonra bile onun sağlıklı olmasıyla ilgili süreçleri yakından takip ettim. Güçlü olmam gerekiyordu çünkü onun bir yaşama değil, aynı zamanda bir anneye ihtiyacı vardı.”

Mutlu günlerin geleceğini bilerek zorlu süreçlerin geçeceğine inandıklarını ifade eden Sağır, bu süreci yaşayanların asla pes etmemeleri gerektiğini vurguladı.

Sağır, kemoterapi, radyoterapi gibi süreçleri atlattıktan sonra daha güçlü şekilde hatta çok farklı bir bakışla hayatı güzel yaşamaya devam ettiklerini söyledi.

Geride kalan günleri unuttuklarını dile getiren Sağır, “Çocuğum ilk doğduğunda saçsızdı, onu doğurduğumda ben de saçsızdım çünkü kemoterapi almıştım. Onunla büyüdük. Saçlarımız çıktı, gerçekten özel bir süreçti. Artık o günleri unuttuk. Sadece takiplerimize önem veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

– “En büyük önceliğinin evladı olduğunu bize iletmişti”

Prof. Dr. Güldeniz Karadeniz Çakmak da özellikle genç kadınlarda meme kanserini oldukça sık gördüklerini, bu noktada gebeliğin kendileri açısından en önemli dönemlerden biri olduğunu belirtti.

Özellikle gebelik döneminde meme kanseriyle karşılaşılmasının çok büyük korkulara yol açtığını söyleyen Çakmak, bu noktada kadınların meme muayenelerini gebelik döneminde de yapmaları, bir şey tespit etmeleri durumunda doktora başvurmalarının önem arz ettiğini vurguladı.

Çakmak, gebeliğin hangi döneminde kanser tanısı koyduklarına bağlı olarak meme kanserini tedavi edebildiklerini anlatarak, “Berru’nun kendiyle ilgili olmasının ötesinde evladıyla ilgili korkuları vardı. En büyük önceliğinin evladı olduğunu bize iletmişti. Hastamızın değerlerini, önemsediği kriterleri göz önünde bulundurarak tedavisini dizayn ettik. Hem ilaç hem de cerrahi tedavisini istediğimiz ve hastamızın onayladığı şekilde gerçekleştirerek hayata bebeğiyle geri dönmesini sağladık.” diye konuştu.

Hastanın gebelik sürecinde cerrahisini gerçekleştirdiklerine değinen Çakmak, sonrasında tedavisini düzenleyerek 9 ayın sonunda hastanın evladını kucağına sağlıklı şekilde almasını sağladıklarını kaydetti.

Çakmak, Berru’nun yaşamına mutlu ve verimli şekilde devam ettiğini, hayat kalitesi açısından bir sorunu olmadığını da sözlerine ekledi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.