Bakan Şimşek: Vergi mimarisinde küresel ölçekte en üst ligde olmak istiyoruz

Bakan Şimşek: Vergi mimarisinde küresel ölçekte en üst ligde olmak istiyoruz
Yayınlama: 27.04.2026
A+
A-

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nın tam anlamıyla ekonomik konumlanma stratejisi olduğunu belirterek, “Hedef, ülkeyi bölgesel ölçekte önemli finans ve ticaret merkezi haline getirmek.” dedi.

Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan “Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez” vizyonu kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında sunum yaptı.

2026’yı reform yılı olarak belirlediklerini ve kapsamlı yapısal adımların gündemlerinde olduğunu vurgulayan Şimşek, bunlar arasında değer zincirini yukarı çıkaran sanayi dönüşümü, yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, demir yolları gibi verimliliği artıran altyapı yatırımları, vergi reformları, kamu maliyesi ve yönetişim reformlarının yer aldığını söyledi.

Şimşek, geçen hafta açıklanan paketin bunun ilk bölümünü oluşturduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Paket kapsamında daha fazla mal ve hizmet ihracatı yapmak, daha fazla yetenek, girişimci ve sermaye çekmek, varlıkları ülkeye geri getirmek, yurt dışındaki vatandaşlarımızı faaliyetlerinin merkezi olarak Türkiye’yi kullanmaya daha fazla teşvik etmek ve elbette İstanbul Finans Merkezini bölgenin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırmak hedeflerimiz arasında bulunuyor. İlk destek, transit ticarette sıfır kurumlar vergisi. Şirket İstanbul Finans Merkezinde yerleşikse transit ticaret tamamen vergisiz olacak. Yani yüzde 100 vergi istisnası sağlanacak. İstanbul Finans Merkezi dışında ise yüzde 95 vergi istisnası uygulanacak. Peki bu alanda öncü müyüz? Hayır. Bu düzenleme Türkiye’nin çerçevesini Singapur, Hong Kong ve Hollanda ile uyumlu hale getiriyor. Rekabetçi ‘transit ticaret’ merkezi oluşturmaya çalışıyoruz.”

“Transit ticarette vergi istisnasını yüzde 50’den yüzde 100’e çıkaracağız”

Şimşek, Türkiye’nin çok güçlü coğrafi konuma sahip olduğunu, önemli ticaret koridorlarından bazılarının Türkiye’den geçtiğini, Orta Koridor’un da bunlardan biri olduğunu ifade ederek, başarılı olma ihtimalini yüksek gördüklerini anlattı.

Yeni koridorlar oluşturmaya çalıştıklarını, Türkiye’nin bundan faydalanmak için çok iyi konumlandığını vurgulayan Şimşek, “Transit ticaret için daha önce de teşvikimiz vardı ancak bunu büyüttük. 2009’da İstanbul Finans Merkezi düzenlemesi yürürlüğe konulduğunda yüzde 50 vergi istisnası sağlamıştık, şimdi bunu yüzde 100’e çıkarıyoruz. Yani bu tamamen yeni bir şey değil, mevcut teşviki ölçeklendirdik.” diye konuştu.

Benzer şekilde Türkiye’nin de büyük bir enerji merkezi olduğunu, Türk şirketlerinden birinin küresel ölçekte önde gelen emtia ticareti şirketleri arasında yer aldığını belirten Şimşek, bu tür şirketlerin sayısını artırmak istediklerini dile getirdi.

Daha fazla ihracat için vergi indirimi

Şimşek, ikinci desteğin de daha fazla ihracat için verileceğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“İhracatçılar için kurumlar vergisi oranını düşürme konusunda radikal bir adım attık. Standart kurumlar vergisi oranımız yüzde 25. Normal ihracatçılar bundan sonra bu oranda önemli bir indirimden yararlanacak ve oran yüzde 14’e inecek. Eğer üretici ihracatçıysanız, kurumlar vergisi tek haneye düşecek, bu oran yüzde 9 olacak. Bu adımla Türk ihracatçılarını daha rekabetçi hale getirmeyi ve aynı zamanda imalat sanayisine yönelik doğrudan yabancı yatırımı çekmeyi hedefliyoruz.”

Bu alanda ciddi bir rekabet olduğunu ifade eden Şimşek, imalat sanayisine doğrudan yabancı yatırım çekmek için radikal adım attıklarını söyledi. Şimşek, kişi başı gelir düzeyine bakıldığında Türkiye’nin imalat sanayisi katma değerinin dünyadaki en yüksek oranlardan biri olduğuna işaret ederek, “Asya Kaplanları” ile aynı seviyede olunduğunu bildirdi.

Hizmet ihracatına güçlü destek

Türk imalat sanayisinde hala önemli paya sahip orta-düşük teknolojiyi orta-yüksek ve yüksek teknolojiye dönüştürmeyi amaçladıklarını vurgulayan Şimşek, şu bilgiyi verdi:

“Bir diğer destek de hizmet ihracatımızı artırmak için olacak. Hizmet ihracatında vergi istisnasını yüzde 100’e çıkarıyoruz. Buradaki amaç yazılım, video oyunları, sağlık turizmi, eğitim, mühendislik, tasarım, mimarlık ve benzeri yüksek katma değerli hizmet ihracatını desteklemek. Aslında küresel ticarette korumacılığa karşı daha dayanıklı alanda, daha büyük pazar payı elde etmeye çalışıyoruz. Ticarette korumacılık ve parçalanma şu anda daha çok mallar için geçerli. Hizmetler ise Türkiye’nin güçlü kası. Hizmet ihracatımızda halihazırda 60 milyar doların üzerinde fazla veriyoruz. Biz bunu daha da geliştirmek istiyoruz. Bu tedbir, Türkiye’yi hizmet ihracatında çok daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor.”

“Sürdürülebilir büyüme için sağlam temeller inşa ediyoruz”

Doğrudan yabancı yatırımcıların neden Türkiye’yi tercih etmesi gerektiğine de değinen Şimşek, her şeyden önce Türkiye’nin büyük bir pazar olduğunu söyledi. Türkiye’nin GSYH gücüne dikkati çeken Şimşek, “Dış kaynak kullanımı geçmişte daha rekabetçi üretim yani maliyet azaltımı için yapılırdı. Ancak büyük bir pazara sahip olduğunuzda mesele bunun ötesine geçiyor. Bu da nedenlerden biri.” ifadelerini kullandı.

Şimşek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2002’de göreve gelmesinden bu yana ekonomide yaşanan gelişmelere dikkati çekerek, Türkiye’nin önemli bir reel yakınsama hikayesi ortaya koyduğunu anlattı. Büyüme görünümünde güçlü kalınacağına inandıklarını vurgulayarak, “Dezenflasyon programının etkisiyle geçici bir yavaşlama var ancak bu yavaşlama geçici. Güçlü ve sürdürülebilir büyüme için sağlam temeller inşa ediyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırım girişleri için güçlü bir destinasyon olmaya devam etmesi muhtemel. Benzer şekilde güçlü bağlantısallık var.” değerlendirmesinde bulundu.

Daha fazla yetenek ve girişimci çekme hedefi

Stanford’un bir çalışmasına göre gelecekte Türkiye’nin dijital dönüşüm açısından önemli alanlardaki doktora ve yüksek lisans derecelerinin sayısı bakımından üst sıralarda yer alacağını belirten Şimşek, bir diğer destek için de şu bilgiyi verdi:

“Bir diğer destek daha fazla yetenek, sermaye, girişimci, start-up ya da yüksek varlıklı birey çekmek. Burada da eğer bölgesel merkezinizi İstanbul Finans Merkezine taşırsanız 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası sağlanıyor. Merkezinizi Türkiye’de İstanbul Finans Merkezi dışında bir yere taşırsanız yüzde 95 kurumlar vergisi istisnası var. Gelir vergisi istisnası da asgari ücretin 4 katına kadar uygulanacak. Şu anda bu yaklaşık 2 bin 900 dolar civarında. Yani neredeyse 3 bin dolara kadar istisna anlamına geliyor. Bunun üzerindeki gelirler için gelir vergisi ödenecek ancak yaklaşık 3 bin dolara kadar olan kısım gelir vergisinden muaf olacak. Kapsama her türlü hizmet dahil edilecek. Yönetim, danışmanlık, denetim, tedarik zinciri, insan kaynakları. Tek kriter, gelirin yüzde 80’inin Türkiye dışından elde edilmesi. Yüzde 20’ye kadarı yerel olabilir. Böylece Türkiye’yi bu alanda Singapur ile aynı lige yerleştiriyoruz. Referanslarımız genellikle Singapur, Hollanda gibi yerler.”

“Yatırım süreçlerini basitleştiriyoruz”

Şimşek, son 22 yılda yaklaşık 300 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım çekildiğini, şu anda Türkiye’de aktif olarak yatırım yapmış yaklaşık 87 bin uluslararası şirket bulunduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Yatırım süreçlerini basitleştiriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisini yatırımcılar için tek durak ofise dönüştürüyoruz. Bürokrasiyi azaltacak ve yatırımcılar için VIP hizmetler sunacağız. Bunun içinde şirket kuruluşu, çalışma ve ikamet izinleri, vergi ve sosyal güvenlik işlemleri, arazi tahsisi, yatırım teşvikleri ve çevresel onaylar yer alıyor. Bu hizmetleri sunan her birimden temsilciler olacak. Bunlar bir masa etrafında toplanmış gibi hızlı ve anında yanıt verecek. Daha fazla yatırımcı çekmeye yönelik bir başka adım da 20 yıllık yerleşik olmayan kişi düzenlemesi. Bu ne anlama geliyor? Türk vatandaşları dahil olmak üzere, son 3 yılda Türkiye’de vergi mukimi olmayan herkes, Türkiye’ye taşınmaya karar verirse 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelirleri üzerinden sıfır vergi ödeyecek. Türkiye’de gelir elde ederlerse bu gelir vergilendirilecek. Türkiye’de yüzde 10 olan veraset vergisini yüzde 1’e indiriyoruz. Uygunluk için tek kriter var, vergi mukimi olmamak. Yani son 3 yılda Türkiye’de 6 aydan fazla yaşamamış olmak. Bu düzenleme sadece küresel vatandaşları çekmeyi değil, aynı zamanda yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarını da hedefliyor. İtalya ve Yunanistan halihazırda bunu 15 yıl süreyle sunuyor.”

“Büyük bir bölgesel finans ve ticaret merkezi olmak istiyoruz”

Türkiye’ye taşınmak için yeni bir yapısal çerçeve oluşturduklarını belirten Şimşek, halihazırda vatandaşlık programları, ikamet izinleri olduğunu, ayrıca Turkuaz Kart’ın da mevcut bulunduğunu söyledi.

Şimşek, yatırım yoluyla vatandaşlıkta eşiklerin genellikle finansal ya da reel yatırım için yaklaşık 500 bin dolar seviyesinde olduğunu ifade ederek, sadece gayrimenkul alımı için eşiğin 400 bin dolar olduğunu, sermayenin en az 3 yıl tutulması gerektiğini dile getirdi. Sermaye harcaması kapsamında imalat tesisleri ya da 50 kişiye istihdam sağlayan hizmet şirketinin de vatandaşlık için uygun olacağını vurgulayan Şimşek, “dijital şirket rejimi” getirdiklerini bildirdi. Şimşek, şirket kuruluşu, faaliyetler ve tüm işlemlerin çevrim içi yapılabileceğine işaret ederek, şöyle konuştu:

“Ayrıca çalışanlara hisse opsiyonu planlarını, vergi verimliliğini ve sermaye katılımını geliştireceğiz. Girişim sermayesi dostu finansman araçları sunacağız. Terminal İstanbul kapsamında eski havalimanı terminal binaları bir start-up merkezine dönüştürülecek. Esasen girişimci, sermaye ve yetenek çekmeyi hedefliyoruz. ‘Eve getir’ dediğimiz başlık ise varlıkların ülkeye geri getirilmesi. Burada Türk vatandaşlarının yurt dışındaki varlıklarını Türkiye’ye çekmeyi hedefliyoruz. Uygun varlıklar arasında yurt dışında tutulan nakit, altın ve menkul kıymetler yer alıyor. Bu adım, Türk finansal piyasalarını derinleştirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlıyor. Bunu daha önce başarılı şekilde yaptık. Bölgesel merkez başlığı altında da bölgesel bir finans merkezi oluşturmayı hedefliyoruz. İstanbul Finans Merkezi açıkça sadece fiziksel bir alandan ibaret değil. Burada yönetişimden, araçlardan ve yetenekten bahsediyoruz. Fiziksel lokasyon için sağlanan teşvikleri 2047’ye kadar uzatıyoruz. Bu ilk paket, İstanbul’un büyük bir finans merkezi olarak desteklenmesine yardımcı olacak. Bu doğrultuda daha fazla adım gelecek. Bu sıradan bir teşvik paketi değil. Bu tam anlamıyla bir ekonomik konumlanma stratejisi. Vergi mimarisinde küresel ölçekte en üst ligde olmak istiyoruz. 20 yıllık öngörülebilirlik sağlıyoruz. Kapsam bakımından mal, hizmet, sermaye, yetenek dahil tüm alanları içeriyor. Uygulamada yatırımcı odaklı, hızlı ve kolay giriş imkanı sağlayan, VIP hizmetlerle desteklenen bir sistem öngörüyoruz. Nihai hedef ise ülkeyi bölgesel ölçekte önemli bir finans ve ticaret merkezi haline getirmek.”

Bakan Şimşek, basın toplantısında soruları yanıtladı

Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan “Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez” vizyonu kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında soruları yanıtladı.

Program kapsamında Türkiye’ye gelecek sermayeye uygulanacak verginin sorulması üzerine Şimşek, konuya ilişkin TBMM’den kanun çıkarılacağını söyledi.

Şimşek, uygulamanın, Türkiye’de uzun süre tutulacak şekilde gelecek sermayeye yönelik olacağına işaret ederek, “Bunun üstüne çalışıyoruz ama şu an sadece genel çerçeve ortaya çıkmış durumda. Kanunun çıkmasıyla Cumhurbaşkanı’na yetki verilecek. Önceden bir şey söylemek istemiyorum.” diye konuştu.

Yurt dışındaki gelir, kira, emekli maaşı gibi gelirlerin Türkiye’ye getirilmesi halinde vergilendirmeye tabi olmayacağını vurgulayan Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:

“Yurt içi aktiviteler kaynaklı gelirler istisna kapsamında olmayacak. Örneğin, Türkiye’de istihdam oluşturan ya da Türkiye’de yerleşik bir şirketle bağlantılı olarak elde edilen gelirler, genel hükümler çerçevesinde vergilendirilmeye devam edilecek. Buna karşılık, yurt dışı kaynaklı gelirler için 20 yıl boyunca vergi alınmayacak. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte, Cumhurbaşkanı’na, uygulamanın süresi ile varlıkların nerede ve hangi araçlarda tutulacağına ilişkin esasları belirleme yetkisi verilecek. Bir örnek vermek gerekirse paranızı 10 yıl boyunca Türk lirasında tutmak istiyorsanız vade boyunca belki sıfır vergi olacak ama bunu bir seneden az bankada tutmak isterseniz belki oranda vergi olacak diyebiliriz.”

Kurumlar vergisine ilişkin yapılacak düzenlemelerin gelecekte değiştirilip değiştirilmeyeceği yönündeki soruya Bakan Şimşek, “Biz istikrara ve öngörülebilirliğe inanıyoruz. Bu çerçevede, kurumlar vergisi oranlarını ileride değiştirmeyi ya da geri adım atmayı öngörmüyoruz. Bu, uzun vadeli bir programdır.” ifadeleriyle yanıt verdi.

Bakan Şimşek, imalat sektörü ve ihracatçılara yönelik taahhütlerin net olduğunu vurgulayarak, gerekli şartları yerine getiren kişi ve kurumlar için bu çerçevenin kanun teklifiyle güvence altına alınmasının da değerlendirildiğini belirtti.

Geçmişte de yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye kazandırılması konusunda başarılı uygulamalar gerçekleştirdiklerini hatırlatan Şimşek, bu süreçte etkili adımlar attıklarını ifade etti.

“Yeşil dönüşüm bir zorunluluk”

Yeşil dönüşümün Türkiye açısından bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurgulayan Bakan Şimşek, “Son 22 yılda enerji ithalatı için yaklaşık 1,1 trilyon dolar harcadık. Bu nedenle yeşil dönüşümü sağlamak, Türkiye için hayati önemdedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Şimşek, 1970’lerde yaşanan petrol şokunun ardından özellikle 1980’li yıllarda nükleer enerji yatırımlarında küresel ölçekte belirgin bir artış yaşandığını hatırlatarak, bugün de alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik ilginin giderek güçlendiğini dile getirdi.

“KİT’lerde yönetişim reformu üzerinde çalışıyoruz”

Bakan Şimşek, hukukun üstünlüğünü güçlendirme ve yönetişimi iyileştirme konusunda kararlı olduklarını vurgulayarak, bu alanda hiçbir tereddüt bulunmadığını ifade etti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak yürüttükleri çalışmalara değinen Şimşek, kamu iktisadi teşebbüslerinde (KİT) yönetişimi güçlendirmeye yönelik reformlar üzerinde çalıştıklarını ve bu kapsamda somut adımlar attıklarını belirtti.

Yönetişim ve şeffaflığın sürekli geliştirilmesine odaklandıklarını dile getiren Şimşek, merkezi yönetim bütçesi için mali kuralların oluşturulduğunu, mahalli idarelerde ise mevcut kuralların daha etkin bir şekilde uygulanmasının hedeflendiğini kaydetti.

Varlık veya şirketlere yönelik el koyma işlemlerinin kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele kapsamında değerlendirildiğini ifade eden Şimşek, bu süreçlerin tamamen yargı çerçevesinde yürütüldüğünü vurguladı.

“Uzun süredir hazırlıkları yapılan bir sürecin sonucu”

Bakan Şimşek, yürütülen çalışmaların Orta Doğu’daki son gelişmelerden çok daha önce başlatıldığını vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu:

“Bölgemizde çatışma değil, istikrar istiyoruz. Güçlü bir üretim altyapımız ve gelişmiş bir hizmet sektörümüz var. Ülkeler genellikle komşularıyla birlikte yükselir ya da birlikte geriler. Bizim önceliğimiz, bölgede istikrar, barış ve refahtır. Daha istikrarlı ve müreffeh bir bölge, Türkiye’nin de doğrudan çıkarınadır. Attığımız adımlar, kısa vadeli gelişmelere tepki değil, uzun süredir üzerinde çalıştığımız stratejik dönüşüm sürecinin bir parçasıdır. Önceliğimiz makro-finansal istikrarı kalıcı hale getirmek, enflasyonu kontrol altına almak, deprem harcamalarının oluşturduğu yükü etkin şekilde yönetmek ve mali disiplini güçlendirmektir. Bununla birlikte cari açığın yapısal olarak azaltılması da temel hedeflerimiz arasındadır. Bu çerçevede yeşil dönüşüm, yurt içi petrol ve doğal gaz üretiminin artırılması ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın yürüttüğü HIT-30 ve YTAK programları kritik rol oynuyor. Bu açıklamanın Körfez bölgesindeki gelişmelerle aynı döneme denk gelmesi bir tesadüf gibi görünse de, aslında uzun süredir hazırlanan bir sürecin doğal sonucudur. 2026 yılını reform yılı olarak planladığımız için bu adımı bugün atıyoruz, altı ay önce değil.”

“Savaşın etkileri yönetilebilir düzeyde”

Bakan Şimşek, bölgedeki savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisinin yönetilebilir düzeyde olduğunu vurgulayarak, cari açığın ve toplam borçluluğun düşük seviyelerde seyrettiğini, rezerv yeterliliğinin ise güçlü bir tampon işlevi gördüğünü ifade etti.

Şimşek, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin Türkiye’ye etkilerine ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yılbaşından bu yana petrol fiyatlarının ortalaması varil başına yaklaşık 83 dolar seviyesinde. 2026 vadeli kontratlar da benzer şekilde 83 dolara işaret ediyor. Elbette 80, 90 veya 110 dolar gibi farklı fiyat senaryoları üzerinde çalışıyoruz ve bunların tamamını analiz ettik. Ancak yakın döneme kadar piyasa, temel senaryo olarak varil başına 80 dolar seviyesini fiyatlıyordu. Bu çerçevede ekibimiz, petrol fiyatının yıl genelinde ortalama 80 dolar olduğu varsayımıyla bazı hesaplamalar yaptı. Buna göre, enflasyon Orta Vadeli Program’daki baz senaryoya kıyasla yaklaşık 3 puan daha yüksek gerçekleşebilir. Cari açık milli gelire oranla yaklaşık 1 puan artabilir. Büyüme ise 0,5 ile 1 puan daha düşük seviyede kalabilir. Bütçe açığı da milli gelire oranla yaklaşık 0,4 puan daha yüksek gerçekleşebilir.”

“İstikrarlı politikaları kararlılıkla sürdüreceğiz”

Programın temel önceliğinin fiyat istikrarı olduğunu vurgulayan Bakan Şimşek, hem küresel hem de yurt içi koşullar nedeniyle zorlu bir dönemden geçildiğini belirtti. Şimşek, şunları kaydetti:

“Önümüzdeki dönemde, jeopolitik gelişmelerin yarattığı şoklar ve yüksek volatilite nedeniyle enflasyonda geçici yükselişler görülebilir. Ancak bunu, kalıcı ve sürdürülebilir bir düşüş süreci izleyecektir. Çünkü uyguladığımız program, güçlü bir şekilde arz yönlü politikaları da içeriyor. Enflasyonu kalıcı olarak düşürmeye odaklanmayı sürdüreceğiz. Aynı zamanda, Türkiye’ye daha fazla ve kaliteli yatırım çekecek politikaları hayata geçirmeye ve reform programımızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Türkiye, reform, istikrar ve öngörülebilir politikalar ekseninde ilerlemeye devam edecek. Bu güçlü politika çerçevesi ve bölgemizde barışı destekleyen yaklaşımımız sayesinde yatırımcılar için cazibemizi daha da artıracağız. Belirsizliğin arttığı bir küresel ortamda biz öngörülebilirliği güçlendirmeye odaklanıyoruz. İstikrar, reform ve öngörülebilirlik temelinde, bölgemizde barışı destekleyen yaklaşımımızla yatırımcılar açısından cazibemizi artıracağımıza inanıyoruz. Bu sürecin nihai kazanımı ise vatandaşlarımızın refahındaki kalıcı artış olacaktır.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.