Bakan Fidan: İsrail’in Suriye’ye saldırıları, ülkenin istikrarına yönelik en büyük tehditlerden biridir

Bakan Fidan: İsrail’in Suriye’ye saldırıları, ülkenin istikrarına yönelik en büyük tehditlerden biridir
Yayınlama: 06.08.2026
A+
A-

Dışişleri Bakanı Fidan, “İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılar, ülkenin istikrarına yönelik en büyük tehditlerden biridir.” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Dışişleri Bakanlığındaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Fidan, Suriye’nin ABD/İsrail-İran Savaşı boyunca bölgede istikrarın korunmasına katkı sunan bir ülke olduğunu, Suriye’nin güvenliğinin ve huzurunun korunmasının bölge ülkeleri olarak herkesin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.

“İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırıları ülkenin istikrarına yönelik en ciddi tehditlerden biridir.” diyen Fidan, uluslararası toplumun İsrail’in işgalci zihniyeti karşısında tepkisini daha güçlü şekilde ortaya koyması gerektiğini, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na riayet edilmesi ve Suriye’nin egemenliğine saygı gösterilmesi için gerekli baskıyı uygulaması gerektiğini vurguladı.

Fidan, şunları kaydetti:

“Barış Planı’nın ikinci aşamasının yol haritası üzerinde mutabık kalındı, Amerika Başkanı (ABD Başkanı Donald) Trump tarafından duyurulmuştu. İsrail’in buna (Gazze Barış Planı mutabakatına) rağmen saldırılarını sürdürmesi (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu’nun barış istemediğini bir kez daha ortaya koymuştur. Netanyahu hükümetinin Batı Şeria’da ve Kudüs’te de terör eylemlerini yoğunlaştırdığını görmekteyiz.”

https://platform.twitter.com/embed/Tweet.html?creatorScreenName=https%3A%2F%2Ftwitter.com%2Fanadoluajansi&dnt=true&embedId=twitter-widget-0&features=eyJ0ZndfdGltZWxpbmVfbGlzdCI6eyJidWNrZXQiOltdLCJ2ZXJzaW9uIjpudWxsfSwidGZ3X2ZvbGxvd2VyX2NvdW50X3N1bnNldCI6eyJidWNrZXQiOnRydWUsInZlcnNpb24iOm51bGx9LCJ0ZndfdHdlZXRfZWRpdF9iYWNrZW5kIjp7ImJ1Y2tldCI6Im9uIiwidmVyc2lvbiI6bnVsbH0sInRmd19yZWZzcmNfc2Vzc2lvbiI6eyJidWNrZXQiOiJvbiIsInZlcnNpb24iOm51bGx9LCJ0ZndfZm9zbnJfc29mdF9pbnRlcnZlbnRpb25zX2VuYWJsZWQiOnsiYnVja2V0Ijoib24iLCJ2ZXJzaW9uIjpudWxsfSwidGZ3X21peGVkX21lZGlhXzE1ODk3Ijp7ImJ1Y2tldCI6InRyZWF0bWVudCIsInZlcnNpb24iOm51bGx9LCJ0ZndfZXhwZXJpbWVudHNfY29va2llX2V4cGlyYXRpb24iOnsiYnVja2V0IjoxMjA5NjAwLCJ2ZXJzaW9uIjpudWxsfSwidGZ3X3Nob3dfYmlyZHdhdGNoX3Bpdm90c19lbmFibGVkIjp7ImJ1Y2tldCI6Im9uIiwidmVyc2lvbiI6bnVsbH0sInRmd19kdXBsaWNhdGVfc2NyaWJlc190b19zZXR0aW5ncyI6eyJidWNrZXQiOiJvbiIsInZlcnNpb24iOm51bGx9LCJ0ZndfdXNlX3Byb2ZpbGVfaW1hZ2Vfc2hhcGVfZW5hYmxlZCI6eyJidWNrZXQiOiJvbiIsInZlcnNpb24iOm51bGx9LCJ0ZndfdmlkZW9faGxzX2R5bmFtaWNfbWFuaWZlc3RzXzE1MDgyIjp7ImJ1Y2tldCI6InRydWVfYml0cmF0ZSIsInZlcnNpb24iOm51bGx9LCJ0ZndfbGVnYWN5X3RpbWVsaW5lX3N1bnNldCI6eyJidWNrZXQiOnRydWUsInZlcnNpb24iOm51bGx9LCJ0ZndfdHdlZXRfZWRpdF9mcm9udGVuZCI6eyJidWNrZXQiOiJvbiIsInZlcnNpb24iOm51bGx9fQ%3D%3D&frame=false&hideCard=false&hideThread=false&id=2085301979752911232&lang=tr&origin=https%3A%2F%2Fwww.aa.com.tr%2Ftr%2Fgundem&sessionId=4fc5c842cdf6c12c1bcba2fbd894dcc419f269e9&siteScreenName=https%3A%2F%2Ftwitter.com%2Fanadoluajansi&theme=light&widgetsVersion=6a3ad42b224df%3A1778106238597&width=550px

Fidan, Suriyeli yetkililerle sık sık bir araya gelerek, kurdukları mekanizmaların çalışmasına yönelik bilgi alışverişi ve koordinasyon faaliyetlerinde bulunduklarını kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

“Yaptığımız çalışmalarda Suriye’nin giderek daha istikrarlı hale geldiğini ve ülkelerimiz arasındaki işbirliğinin derinleştiğini izlemekteyiz. Bu durum, bölgemizin ve ülkelerimizin geleceği bakımından da bizlere çok şükür umut vermekte. Suriye’deki olumlu tablo, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hep beraber hayata geçirdiğimiz müşterek gayretlerimizin neticesinde olmuştur.”

Türkiye ile Suriye’nin refah ve istikrarını birbirinden ayrı görmenin mümkün olmadığını belirten Fidan, “Aramızda sadece 900 küsur kilometrelik bir sınır değil, ortak bir tarih, kültür ve gelecek var.” dedi.

Suriye’de devam eden entegrasyon süreci

Fidan, Suriye’nin Şam ve Halep gibi şehirlerinde güvenliğin güçlenmesinin etkilerinin Gaziantep, Mersin ve İstanbul’da da hissedildiğini, aynı şekilde Suriye’nin herhangi bir bölgesinde yaşanacak istikrar bozucu gelişmelerin de Türkiye için tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Bu anlayışla, iki ülke arasında terörle mücadele, savunma ve güvenlik alanlarında yürütülen işbirliğini ve eş güdümü daha da derinleştireceklerini vurgulayan Fidan, “Suriye’de devam eden entegrasyon sürecinin kesintiye uğramadan nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Bütün silahlı unsurların ve sözde yapılanmaların merkezi ve meşru bir ulusal yapı altında bütünleşmesi Suriye’nin birliği ve bölgemizin istikrarı bakımından zaruridir.” diye konuştu.

Fidan, Suriye ile Türkiye ekonomik ilişkilerinin, yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştiğine dikkati çekerek, gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması, sınır kapılarının kapasitesinin artırılması, bankacılık kanallarının işletilmeye başlanması ve iki ülkenin ulaştırma altyapılarının birbiriyle uyumlu hale getirilmesi için ekiplerin çalıştığını aktardı.

Türkiye’nin kamu kurumları ve özel sektörünün Suriye’nin yeniden imarına, enerji altyapısının geliştirilmesine ve ulaştırma sisteminin rehabilitasyonuna katkı sunmak için çalıştığını kaydeden Fidan, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında başlatılan kara yolu ve demir yolu bağlantısallık girişiminin de bu açıdan önemli bir rol oynadığını vurguladı.

Fidan, Suriye ile Türkiye arasında çok sayıda somut projenin hızla ilerlediğine dikkati çekerek, Şam’da Türk okulu açılmasına ilişkin izin süreçlerinin tamamlandığını duyurdu.

Türkiye-Suriye Ortak Üniversitesi’nin kurulması için yürütülen çalışmaların hızlandığını ifade eden Fidan, Suriye’nin sağlık altyapısını inşa etmek için de çalıştıklarını söyledi.

Fidan, Suriye’nin küresel finans sistemine entegrasyonuna da katkı sağlamaya çalıştıklarını dile getirerek, “Suriye Merkez Bankasının Merkez Bankamız nezdinde Türk lirası hesabı açmasına imkan tanınması bu bakımdan çok önemli bir adım teşkil etmiştir. Önümüzdeki dönemde de Türkiye-Suriye ilişkilerini daha ileri taşıma hedefi doğrultusunda yeni projeleri hayata geçireceğiz.” ifadelerini kullandı.

ABD ile İran arasındaki müzakereler

ABD ile İran arasındaki müzakerelere geri dönülebileceğine ilişkin açıklamalardan memnuniyet duyduklarını ifade eden Fidan, “Bir an önce ateşkesin yeniden sağlanmasını ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasını ümit ediyoruz. Bu konudaki katkılarımıza da devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Fidan, Lübnan’da olan her olayın Suriye’yi ve Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğine dikkati çekti.

İsrail’in barış çabalarını sabote etmeyi ve Filistinlileri Gazze’den koparmayı hedeflediğini belirten Fidan, şöyle devam etti:

“Bu hedefi de değişmedi. Mümkünse Gazze’yi Filistinsiz bir yer haline, onların yaşayamayacağı bir yer haline getirmeye çalışmakta. Ancak Netanyahu bu politikasında başarılı olamayacak. Gazzeliler, Gazze’de yaşamaya, geleceklerini inşa etmeye devam edecekler.”

Fidan, uluslararası toplumun İsrail’in saldırıları karşısında ana yurtlarına sahip çıkan Filistinlileri giderek daha iyi anladığını belirterek, “Gelinen noktada, Gazze’de ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, barış planının ikinci aşamasına geçilmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması dışında bir seçenek yoktur.” dedi.

Dün Ürdün’ün ev sahipliğinde düzenlenen Kudüs konulu bakanlar toplantısında İsrail’in Mescid-i Aksa’yı hedef alan eylemlerine karşı kolektif olarak alınabilecek tedbirleri görüştüklerini hatırlatan Fidan, “Aynı zamanda Kudüs’te, Müslümanlara ait kutsal mekanların tarihi statükosunun ihlal edilmesine yönelik güçlü tepkimizi gösterdik ve bu mekanların yasal hamisi konumundaki Ürdün’e desteğimizi vurguladık.” diye konuştu.

Fidan, İsrail’in Lübnan’da binlerce masumu katlettiğine ve 1 milyonu aşkın sivili de yerinden ettiğine dikkati çekerek, Lübnan’daki güvenlik ve istikrar ortamının tesisinin bölgenin huzuru için kritik önem taşıdığını vurguladı.

Lübnan ve Suriye ilişkilerinin normalleşmesi ve işbirliği alanlarının değerlendirilmesi adına atılan adımları da memnuniyetle karşıladıklarını belirten Fidan, “Yeni dönemde Suriye artık sorunların değil, çözümlerin kaynağı olan bir ülkeye dönüşmekte elhamdülillah. Bölgedeki kardeşlerimizle beraber tesis ettiğimiz işbirliği masalarında Suriye’nin de yer alması bizlere açıkçası gurur vermekte. Önümüzdeki dönemde de hem ikili ilişkilerimizi hem de bölgesel barış ve güvenliği daha ileri noktalara taşımak için birlikte çalışmaya kardeşimle beraber devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Gazze Barış Planı’nın uygulanmasına yönelik çalışmalar

Fidan, Gazze Barış Planı’nın uygulanmasına yönelik çalışmaların “çok yoğun” şekilde devam ettiğini, Dışişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının bunda ortak çalıştığını söyledi.

Hem taraflarla yapılan görüşmeler, hem hazırlanması gereken stratejik açılımların ciddi bir gayret gerektirdiğini dile getiren Fidan, “Çok şükür bugüne kadar biz, arabulucu sıfatımızla yapmamız gereken ve imkansız gibi gözüken birçok konuyu yoğun bir gayret içerisinde yaptık. Tabi burada Cumhurbaşkanımızın oynadığı kritik liderlik rolünün altını da çizmek gerekiyor. Bu rolü oynarken de hep şunu bildik: Biz ne kadar imkansız görünse de bazı konuların çözüme bağlanması, kabul edilmesi, özellikle Filistin tarafından, bu ilerletilirken, İsrail’in bundan her zaman kaçacağını, zihnindeki asıl hedefi değiştirmediğini, dolayısıyla uluslararası toplumun ve ilgili aktörlerin bu konuda tetikte olması gerektiğini hep biliyorduk ve altını da çiziyorduk.” ifadelerini kullandı.

“İsrail, Gazze’yi Gazzelilerin yönetmesini istemiyor”

“Geldiğimiz noktada özellikle ikinci aşamaya geçişte, İsrail’in ayak sürüdüğünü görüyoruz.” diyen Fidan, sürecin neticesinde İsrail’i, Filistin ve Gazze’den çekilmeye itecek ve Tel Aviv yönetiminin Gazze’nin tekrar Gazzeliler tarafından yönetileceği bir durumu görmek istemediğine dikkati çekti.

Fidan, Barış Planı kapsamında belli şartlar sağlandığında bunun öngörüldüğünü, bunun uygulanmasında ortaya çıkan sorunlar ve alınması gereken tedbirler konusunda Amman’da dün geniş kapsamlı toplantı yapıldığını hatırlattı.

Amman’da yapılan Pakistan, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan toplantısında da bu konunun çok detaylı bir şekilde ele alındığını vurgulayan Fidan, eylüle kadar atılması gereken diplomatik adımların karara bağlandığını aktardı.

Fidan, bu hususta eylülde geniş kapsamlı liderler düzeyinde toplantı olabileceğini belirterek, şu ana kadar Barış Planı’nın uygulanmasına yönelik atılan adımlar, buradaki ihlaller, buna yönelik uluslararası toplum ve bu anlaşmaya destek veren aktörlerin yapabileceklerinin “çok detaylı” şekilde görüşülmesi gerektiğini dile getirdi.

Gazze’deki yürüyen süreçle ilgili dezavantajlardan birinin de, Körfez’de devam eden çatışma durumu ve Hürmüz Boğazı’ndaki küresel etki gösteren mesele olduğuna değinen Fidan, “İran ile ABD arasındaki müzakerelerin bir sonuca bağlanamamış olması da açıkçası, hem bölge ülkelerinin hem uluslararası toplumun dikkatinin bir noktada Gazze’ye yoğunlaşmasını engelliyor. Ama biz Türkiye olarak bütün platformlarda oraya yönelik dikkatimizi de olabilecek en yüksek düzeyde tutmaya devam ediyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Fidan, bu konuda Ankara’nın çalışmalarının devam ettiğine vurgu yaparak İran ile ABD arasındaki müzakerelerin bugün iyi bir haberle neticelenmesini diledi.

Hürmüz Boğazı üzerindeki anlaşmazlık ve müzakereler

Dün Ürdün’de İran ile ABD arasındaki müzakereleri de ele aldıklarını kaydeden Fidan, “Konu (Hürmüz) Boğaz’la ilgili biraz komplikasyon içermekte. Teknik detayları çok. Umman’ın da oynaması gereken bir rol var. Haritayı gözünüzde canlandırdığınız zaman bir ucunda İran’ın, bir ucunda Umman’ın ama ortada da uluslararası seyre açık, uluslararası suların olduğu bir geçişten söz ediyoruz.” dedi.

Fidan, Hürmüz Boğazı’nın hangi mekanizmayla ve hangi yöntemle geçici süreyle açık tutulacağı üzerinde çalışıldığı bilgisini paylaşarak, “Geçici süreyle anlaşmaya varılması önemli. Bir, petrolün akması gerekiyor ki dünyadaki petrol fiyatları, enerji fiyatları yükselmesin. İkincisi, bu bir kalıcı anlaşmaya imkan veren bir süreci de ortaya çıkarsın. 60 günlük bir süreç konuşuluyor. 60 günlük süreç içerisinde de eğer iyi çalışılırsa taraflar arasında kalıcı bir anlaşmaya ulaşılır.” ifadelerini kullandı.

Tarafların nükleerle ilgili ve diğer konularda belli prensip anlaşmalarının olduğunu ve mutabık kaldığını dile getiren Fidan, ABD ve İran’ın samimi irade göstermesi durumunda kalıcı anlaşmaya ulaşılabileceğini ancak önce Türkiye’nin de katkılarını sunmaya devam ettiği Hürmüz Boğazı’yla ilgili sorunun çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Fidan, bölgedeki bütün sorunların birbiriyle ilişkili hale geldiğine işaret ederek, Türkiye’nin bölgesel sahiplenme mekanizmasını bölgesel müttefiklerle hayata geçirerek sorunlara sahip çıktığını vurguladı.

Uluslararası toplum ve müttefiklerle bu süreçte gerekli dayanışmayı göstereceklerini ancak sorunların çözümünün geçmişte dışarıdan beklenmesinin hatalı olduğunu yineleyen Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini yaptığı bölgesel sahiplenme anlayışının bölge ülkelerine de tesir ettiğini ve bölge ülkelerinin sorunlarla mücadelede daha bilinçli hale geldiğini kaydetti.

Fidan, bölgedeki sorunların bu anlayışıyla çözülmesi için atılacak adımların bölgeye barış ve istikrar getirmekle kalmayıp uluslararası toplumun istikrarına katkı sağlayacağını ifade ederek, bölgenin insani ve coğrafi kapasitesine değindi.

Bakan Fidan, “Tabii burada istikrarın düşmanı olan, barışın düşmanı olan, yayılmacı emellerini başta İsrail olmak üzere gerçekleştirmek isteyen aktörlerin olduğunu da görüyoruz.” dedi.

Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani: Suriye, ortak sınırlarımızın korunmasının en güçlü güvencesidir

Türkiye ile Suriye arasında ortak meselelerin ve farklı alanlardaki işbirliğinin ele alınacağı Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyinin kurulması sürecinin önemine işaret eden Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani de, ortak ticari ve ekonomik dosyaların öncelikli konular arasında yer aldığını söyledi.

Şeybani, ekonomik ve ticari anlaşmaların yeniden hayata geçirilmesi ile iki ülkenin merkez bankaları arasında atılan son adımın, ekonomik ve finansal hareketlilik için önemli bir temel oluşturduğunu ifade etti.

Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan arasında inşa edilecek demir yolu projesine dair de Şeybani, “Bu hat bütün bu ülkeler arasında (Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan) coğrafi, ekonominin yanı sıra köprü görevi görecek ve diplomatik alanda da bizi daha güçlü kılacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Terörle mücadele ortaklığın temel taşıdır”

Şeybani, Şam ve Ankara’nın sahadaki istikrarın ve terörle mücadelede kalıcı başarının ortaklığın temel taşlarından biri olduğunun farkında olduğunu belirterek, Suriye’de devlet otoritesinin güçlendirilmesi kapsamında hukuk dışı silahlı yapıların sona erdirilmesine yönelik adımlar atıldığını kaydetti.

Terörle mücadele ve hukuk dışı silahlı yapıların sona erdirilmesinin bölgenin güvenliği açısından büyük önem taşıdığını belirten Şeybani, şunları kaydetti:

“Bu, komşu güvenliğine yapılan en büyük yatırımdır. Terör ve milis unsurlardan arındırılmış birleşik bir Suriye, (Türkiye ile) ortak sınırların korunması için en güçlü güvenlik duvarını oluşturmaktadır.”

Bu süreçte Ankara ile ortak ulusal çıkarlar doğrultusunda koordinasyon sağladıklarını aktaran Şeybani, bölge ülkelerine de güvenlik, askeri ve siyasi koordinasyonu güçlendirme çağrısında bulundu.

İsrail’in saldırıları ve 1974 Çatışmasızlık Anlaşması vurgusu

Bakan Şeybani, İsrail’in sürekli Suriye’nin güneyine yönelik saldırılar düzenlediğine işaret ederek, bu saldırıları kınadıklarını belirtti.

Şeybani, İsrail’in saldırılarının Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alırken bölgesel istikrarı da tehdit ettiğini belirterek, “1974 Çatışmasızlık Anlaşması’na dönülmesi ve İsrail’in 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara çekilmesi çağrımızı yineliyoruz. Uluslararası toplumu uluslararası hukuku uygulamaya, Suriye ile bölgenin istikrarının korunmasına katkı sağlamaya davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Suriye’nin kuzeyinde istikrarın sağlanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Şeybani, Suriye’nin güneyinde İsrail’in saldırılarını durdurmaya yönelik diplomatik girişimlerin devam ettiğini aktardı.

Şeybani, ABD/İsrail- İran Savaşı’na ilişkin ise bölgedeki çatışmaların bir an önce durması gerektiğini vurguladı.

Bölgedeki gerilimin Suriye’yi de etkilediğini dile getiren Şeybani, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınadıklarını belirtti.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.