SAFRANBOLU’DA 381 YILLIK HAN KAPALI

Yayınlama: 31.05.2026
A+
A-

Osmanlının parmek izi olarak adlandırdığımız UNESCO Tarihi kentler birliği üyesi Safranboolu ilçesinde bulunan ve 381 Yıl Önce Safranbolu’lu kazasker Hüseyin Efendi tarafından yaptırılan Cinci Han Kapalı
Gerçekten Safranbolu için Çalışan varmı ?
Safranbolu Benim Şehrim Diyen Varmı ?
Ben Safranbolu’da Görev yaptım Bu Sorunları Çözdüm Diyebilen Varmı ?
Hepsini Geçtim Safranbolu’nun Sahibi var mı ?


Ben Söyliyeyim YOK YOK YOK
Bir Haberi Böyle yazmak istemezdim Ama idarecilerin Vurdum duymazlığı benide isyan noktasına getirdi
Bir Başka Şehirde Olsa Millet Ayağa Kalkar Turizm Kentinde Kentin En Büyük ve Tek hanı Kapalı
Koruma Kurulu Müdürü Sayın Mustafa Sucu neden görevden alınmıştı hatırlayan varmı ?
Peki Mustafa Sucu Görevden alınınca Safranbolu Sorunu Çözüldümü ? Elbette Hayır
Öyleyse neden Görevden alındı ?
Cinci Han Kapalı, Tarihi Hükümet Konağının bulunduğu Alanda bulunan ve Dereye kadar inen Yüzlerce yıllık Delhizi Turizme açamıyoruz
Safranbolu Eşrafı, STK, İş İnsanları nerde bunlar Hepside Koltuk Davasında , Çok Yaşa Padişahım Havasında
Bayramda ilçemize gelen Binlerce Yerli ve Yabancı Turist lokum içinmi geldi Sanıyorsunuz Safranbolu’ya
Onlar Osmanlının Parmak izi Hanları Hamamları Konakları görmeye geldi
381 Yıllık Tarihi Cinci Han neden kapalı Neden açılamıyor bunu kim açıklayacak
Safranbolu Kimsenin Şahsi malı değil Torunlarımızın geleceği Ekmek Yediğiniz yeri unutmayın
Bu Hanı Yaptıran Kazasker Hüseyin Efendi ( Cinci Hoca ) İdeali Uğruna kellesini vermiş biz hala 381 yıl önce yaptırdığı hanı açalım mı açmayalım mı karar veremiyoruz
Kazasker Hüseyin efendi ( Cinci Hoca ) Kimdir Bir okuyun Yaşasaydı Size ne yapardı
Safranbolu Doğumlu Hüseyin efendi , ilim tahsili için gittiği İstanbul’da Hekimlerin derdine deva bulamadıkları Sultan İbrahim’i okuduğu tesirli dualarla iyileştirmiş, bu sayede sultanın hocası konumuna yükselmiş Bundan sonra Cinci Hoca diye meşhur olan Hüseyin Efendi’nin siyasi nüfuzu artmış, kısa zamanda kazaskerlik makamına kadar çıkmıştır. Padişahın emriyle Safranbolu’da kendisine çok sayıda köy ve mezraa Hediye edilmiştir. Büyük servet sahibi olan Hüseyin Efendi, annesi Hamide Hatun adına Safranbolu’da bir de vakıf kurmuştur. Ancak Sultan İbrahim’in tahttan indirilmesiyle hâmisini kaybetmiş, siyasi ve idari nüfuzu son bulmuştur. Bütün serveti elinden alındığı gibi sürgün edildiği Mihaliç’te idam edilmiştir.
Tarih boyunca ticaret kervanlarının yolları üzerinde bulunan Safranbolu’da Cinci Hanı olarak bilinen iki katlı han, konaklama ve ticaret merkezi olarak işlev görmüştür. Safranbolu’da XII. yüzyıl eserlerinden olan Cinci Hanın her ne kadar kitabesi bulunmadığı için Anadolu Kazaskeri Hüseyin Efendi Cinci Hoca tarafından mükemmel bir han olarak yaptırıldığı kabul edilmektedir
Hanın ilk yapıldığında 65 odası bulunurken, sonradan odaların bölünmesiyle bu sayı 180’e çıkarılmış ve şahıslara kiralanmıştır. Zemin katında 26 oda ile iki mahzeni bir ahırı, üst katında 37 oda, bir mescidi ve ortasında bir şadırvan bulunmaktadır Ahırın büyüklüğü 300 m2 avlu ise 250 m2’dir.

yüzyılda İstanbul-Bolu-Amasya-Tokat-Sivas kervan yolunu Sinop’a bağlayan ticaret yolunun Gerede-Safranbolu-Kastamonu üzerinden geçmesi Safranbolu’nun önemli bir ticaret ve konaklama merkezi olmasında etkili olmuştur. Bu dönemde Cinci Hanı da konaklama için önemli bir işlev gören han Daha sonra Depo ve Yapılan Restorasyonların ardından Otel ve Restoran olarak hizmet vermiş bugün ise kapalı olarak durmaktadır
Cinci Hamamı Safranbolu’da Cinci Hamamı (Yeni Hamam) adıyla bilinen hamam da han ile aynı tarihlerde bir vakıf eseri olarak yapılmıştır.
Cinci Hoca sarayının İstanbul’un en mükellef saraylarından olduğu anlaşılmaktadır.
Hüseyin Efendi, Hâmid Efendi medresesinden arkadaşı olan Evliya Çelebi’yi sarayına davet ederek sohbet etmiş ve ona ikramlarda bulunmuştur. İki buçuk yıl öncesine kadar bu sarayın olmadığını belirten ve hayırlı olmasını dileyen Evliya Çelebi’ye, medrese köşesinde ilimle meşgul olduğundan Cenâb-ı Hak’kın ilmin bereketiyle bu sarayı lufettiğini, Üsküdar’da ve kendi memleketinde, daha başka yerlerde kendisine birçok çiftlikler ve çeşit çeşit nimetler ihsan ettiğini belirtmiştir. Arkadaşı Evliya Çelebi’ye gümüş eyerli Gazneli Sultan Mahmud’un fili gibi bir küheylan hediye etmiştir. Ayrıca evine şeker, kahve, bal, yağ gibi yiyecekler göndermiştir. Cinci Hüseyin Efendi’nin Safranbolu’da kâgir ve büyük bir sarayı olduğu bilinmektedir
Söz konusu han, hamam ve sarayı da kapsayan vakıf, Cinci Hoca’nın annesi Şeyh İshak Efendi’nin kızı Hâmide Hatun adına 1645 tarihinde tescil edilmiştir.
Cinci Hüseyin Efendi’nin kaynaklarda yeri belirtilmeyen Üsküdar’da bir de sarayından bahsedilmektedir. Yanında bir de hamamın bulunduğu ifade edilen bu sarayın 1645 yılında yapıldığı tahmin edilmektedir. Sultan İbrahim döneminde Cinci Hocaya verilen yerler
Taraklıborlu ( Safranbolu ) Nahiyesi (5 köy)
Konarı Kuzyaka/Kuzyaka Çerçen Kirpe Sakaralanı Yazıköyü Öküzviran Yörükân-ı Keçibeyli
(Borlu Nâhiyesinde kışlarlar)
Viranşehir Nâhiyesi ( Eskipazar ) Tutaş , Çomakal ,Gökej , Semayil ,Onikidivan Nâhiyesi Ulugeçit
Taraklıborlu Nâhiyesi Bürnük Bolu Nâhiyesi Mezraa-i İbrahim Taraklıborlu Nâhiyesi Bulanık Mezraası Onikidivan Nâhiyesi Ulugeçit Borlu Nâhiyesi Berk ve Çakşe Borlu Nâhiyesi Pınarcıközü gibi bir çok Köy, Mezra, verilmiş
Medrese tahsilini bir tarafa bırakan Cinci Hüseyin Efendi, Sultan İbrahim nezdinde elde ettiği itibar sayesinde bazı pâyelere, birçok ikramlara ve ihsanlara mazhar olmuştur. Devletin en üst makamlarından biri olan kazaskerlik makamına kadar yükselmiştir. O dönemde Bolu sancağına bağlı bulunan Safranbolu ve civarında onlarca köy kendisine mülk olarak verilmiştir. Ancak ne ilmi ne devlet tecrübesi olan Cinci Hüseyin Efendi, bu hızlı yükselişi hazmedememiştir. Bulunduğu makamda bir devlet adamı ciddiyeti ortaya koyamamış, sahip olduğu makamı ve siyasi gücü, kendi menfaati doğrultusunda kullanmıştır. Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa gibi önemli devlet ricalinin katledilmesinde etkili olmuş, rüşvetle iş görmeyi alışkanlık haline getirmiştir. Kısa zaman içinde çok büyük bir servetin sahibi olmuş ise de bu hızlı yükselişin ardından çok geçmeden başta elde ettiği makamı, serveti ve nihayet 1648’de hayatını kaybetmiştir. Geriye Safranbolu’da annesi Hâmide Hatun adına kurduğu vakıf eserlerinden Cinci Hanı, Cinci Hamamı olarak bilinen bazı eserler kalmıştır.


———————————————————————————-

KÖPRÜLÜ CAMİİ ÇATISINI OTLAR SARMIŞ

Safranbolu ilçesinin En Eski Tarihi yapılarından birisi olan ve Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa Camisi Çatısında Otlar Sarmaya başladı
Tarihi Cinçi Hanına Gösterilen İlginin Köprülü Mehmet Paşa Camisine gösterilmediği aşikar
1661 yılında Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından yılında yaptırılan ,Bahçesinde Güneş saati , Şadırvan ve muvakkithane bulunan 2010 Yılında Restorasyonu tamamlanan Tarihi Caminin çatısında Otlar Büyümeye Başladı


En Kısa zamanda Bu Otların temizlenmemesi halinde Otların Kökleri Çatıda çatlaklara neden olacaktır
Bunun yanı sıra Avlusunda bulunan iki Çınar ağacından bir tanesi biz insanların beceriksizliği sonrasında kurumuş olup önüne bir özür levhası yazdık
Çınar ağacı bu Kolay Kolay ölmez bizim kurudu dediğimiz Çınar Ağacı yanından tekrar Filiz verdi ve Büyümeye Başladı Aynı Türk Ulusu gibi Her Dönem Bizim için Türkler Yok edildi Dendi Ama 16 Devlet Kurduk Bizlerde Çınar Ağacı gibiyiz
Safranbolu ilçesinde bulunan Tarihi mekanların gelecek kuşaklara aktarılması için bu tür eserlerimize sahip çıkmamız gerekmektedir
Klaşık Osmanlı Mimarisi ile inşa edilmiş olan Camii Köprülü Mehmet Paşa Bir Süre Safranbolu’da ikamet ettiği Dönemde Yapımına Başlandığı tahmin ediliyor Safranbolu’nun en önemli tarihî yapılarından biri olup, çevresindeki medrese, kütüphane, şadırvan ve hamam ile birlikte bir külliye oluşturur.
Yörede yaşayan halk İstanbul ve Osmanlı Sarayı ile yakın ilişkilere sahipti. Sadrazam olmadan önce Köprülü Mehmet Paşa ise bir süre Safranbolu’da ikamet etmiş, sonrasında camiyi yaptırmıştır. Avlusuna büyük bir taş kemerle giriş yapılmaktadır. Ayrıca arasnaya açılan bir diğer kapıya da sahiptir. Caminin avlusunda şadırvan, güneş saati bulunmaktadır. Bunların haricinde kütüphane ve muvakkithane olarak ortak kullanılan bir bina bulunur
Köprülü caminin muhtemelen 1661 yıllarında ibadete açıldığı kabul edilmektedir. paşanın gönderdiği el yazması Kur’ân-ı Kerîm örneğinde 1661 yılı yazmaktadır
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 1970’li 1990’lı ve 2010’lu yıllarda restore edilmiştir

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.