Yeni düzenlemenin, engelli bireylerin ulaşım sorununa çözüm getirmeyi amaçladığını ancak tam tersine, engelli bireyler arasında adaletsiz bir durum oluşturduğunu söyleyen Yılmaz, “ÖTV muafiyetindeki yeni düzenleme, engelli bireylerin haklarını daraltan, hukuki boşluklar yaratan bir adım oldu” dedi.
Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı
Anayasa Mahkemesi (AYM), 2024/240 Esas sayılı kararıyla, ÖTV muafiyetindeki “aracı bizzat kullanma ve tertibat yaptırma” zorunluluğunu iptal etmişti. AYM’nin kararında, bir hakkı, kişinin engelinden dolayı yerine getiremeyeceği bir şarta bağlamanın anayasa ile güvence altına alınan eşitlik ilkesine aykırı olduğuna dikkat çekilmişti. Ancak, yeni düzenleme bu kararı daraltarak sadece “ehliyet alamayan ortopedik engelliler” için geçerli kılmıştır. Bu durum, görme ve işitme engelli bireyleri hukuki bir boşlukta bırakmıştır.
Hukuki Çelişkiler ve Ayrımcılık
Yılmaz, yeni düzenlemenin anayasanın ayrımcılık yasağı ilkesine aykırı olduğunu ve “engel türüne göre hak dağıtılmasının” hukukla bağdaşmadığını belirtti. Görme engelli bireylerin, ortopedik engelli bireylerden daha az hakka sahip olmalarının açık bir hukuki ihlal olduğunu ifade eden Yılmaz, ulaşım hakkının ihlal edildiğini vurguladı.
Ulaşım Hakkı ve Engel Türü
Yılmaz, ÖTV muafiyetinin engelli bireylerin hareketlilik desteği sağlamak amacıyla verildiğini belirterek, görme engelli bireylerin ulaşım ihtiyaçlarının ortopedik engellilerden daha az olmadığını söyledi. “Görme engelli bir birey ile ortopedik engelli bir birey, her iki durumda da aracı bizzat kullanamayacak durumdadır. Ancak sadece ortopedik engellilere bu hakkın tanınması, hukuken adaletsiz bir yaklaşım” dedi.
10 Yıl Cezalandırması ve Yeni Kısıtlamalar
Yeni düzenlemedeki bir diğer eleştiri konusu ise, araç satma süresinin 5 yıldan 10 yıla çıkarılması oldu. Yılmaz, “Teknolojinin hızla değiştiği ve engelli bireylerin ihtiyaçlarının farklılaştığı bir dönemde, bir engelliyi aynı araca 10 yıl boyunca mahkum etmek, verilen hakkı geri istemek gibi bir durum yaratıyor” dedi.
Sonuç: Adalet Yarım Kalmamalı
Türkiye Sakatlar Derneği ve diğer sivil toplum kuruluşları, yeni düzenlemenin daha kapsayıcı hale getirilmesi, “yerlilik” ve “10 yıl” gibi kısıtlamaların esnetilmesi için mücadele edeceklerini belirtti. Yılmaz, “Bir hak, toplumun tüm kesimleri için eşit uygulanmadığı sürece ‘hak’ değil, ‘ayrıcalık’ olur” diyerek adaletin sağlanması gerektiğinin altını çizdi.