Geçtiğimiz günlerde haberlerde izlemişsinizdir; Bir yoğun bakım servisinde yaşananlar hepimizin kanını dondurdu. Görüntüler ortaya çıkınca hepimiz aynı tepkiyi verdik, “Yazıklar olsun!” Üstelik bu olayın yaşandığı tarih 2021 dava tarihi ise 2024. En vahimi ise aile, çocuklarının durumunu yıllarca tıbbi bir komplikasyon sanırken olaydan 3 yıl sonra tesadüfen gerçeği öğreniyor. Çocuk 3 yaşında geldiğinde e-Devlet’ten dava gününe ait mesaj gelince kızlarının hemşire şiddeti nedeniyle engelli kaldığını öğreniyorlar. 3 yıl dile kolay. Anne olarak çocuğa ayrı üzüldüm, aileye ayrı, sisteme ayrı.
Ama benim aklıma başka bir soru takıldı; O görüntüler yıllar sonra değil de, düzenli olarak incelenseydi o zulüm bu kadar sürer miydi? Ya da bunun gibi kaç ihmal, kaç zulüm var?
Şimdi gelin çuvaldızı biraz da kendimize batıralım. Başımızı çevirdiğimiz her yerde bir güvenlik kamerası var. Kamu kurumlarında, hastanelerde, belediyelerde, sokaklarda… Peki bu kameralar sadece bir olay olduktan sonra, “Hadi bakalım şu tarihte ne olmuş, kim suçlu kim haklı bakalım” demek için mi var?
“Yumurta Kapıya dayanmadan”
Bizim milletçe bir huyumuz vardır. “Bir musibet bin nasihatten iyidir” deriz ama o musibet gelene kadar da parmağımızı oynatmayız. Bu kurumlarda kamera sistemleri sadece kayıt almak için mi kuruluyor? Kameralar çalışıyor mu? O görüntülerin düzenli kontrol edildiği bir denetim zinciri var mı? Bir yönetici çıkıp da “Dünkü kayıtları açın, hizmet nasıl verilmiş bir bakalım” diyor mu? Mesele personeli suçlamak değil. Mesele şu: Sistem gerçekten denetim üretiyor mu, yoksa sadece görüntü mü biriktiriyor? Kamera Var, Denetim Yoksa… Ne işe yarıyor?
Hiçbir kurumun 7/24 tüm kameraları canlı izlemesi zaten mümkün değil. Ama bu, denetim yapılamaz demek de değil. Riskli alanlarda — yoğun bakımlar, yaşlı ve engelli bakım merkezleri, çocuk kurumları, nezarethaneler — kamera kayıtlarının belirli aralıklarla örnekleme yöntemiyle incelenmesi gayet mümkündür. Şikâyet gelince bakmak başka, şikâyet gelmeden kontrol etmek başkadır.
Eğer Kahramanmaraş’taki o yoğun bakımda kamera vardı ama kimse dönüp kayıtlara bakmadıysa, orada eksik olan teknoloji değil, takip ve sorumluluktur. Kameralar Ne İşe Yarar? Kameralar sadece hırsızı yakalamak için değildir. Vatandaşa nasıl davranıldığını görmek için de vardır. Bir vatandaş devletin kurumuna gittiğinde, hastaneye yattığında ya da çocuğunu bir yere emanet ettiğinde şunu bilmek ister: “Burada sadece izlenmiyorum, aynı zamanda korunuyorum.” Bu güven duygusu, ancak kayıtların gerçekten denetlendiği bir sistemle sağlanır. Çözüm Zor mu? Hayır. İrade Lazım. Yapılması gerekenler aslında belli: Rastgele gün ve saatlere ait kamera kayıtları düzenli olarak incelenmeli Riskli birimlerde denetim zorunlu ve tutanaklı olmalı Kamera sistemleri sadece güvenlik değil, hizmet kalitesi denetiminin de parçası olmalı “Olay olursa bakarız” anlayışı yerine “Olay olmadan kontrol ederiz” sistemi kurulmalı.
Bunlar teknoloji değil, yönetim meselesidir. Kamera koymak kolay. Zor olan, o kameranın arkasına sorumluluk koymak. Kayıt almak yetmez. Kontrol etmek gerekir. Kontrol etmek yetmez. Önlemek gerekir.
Bir olay olduktan sonra dövünmektense, o kameraları düzenli inceleyip ihmalleri önceden görmek gerçekten bu kadar zor mu?
Haksızsam söyleyin…