‘Lipödem yalnızca estetik bir sorun değil’

‘Lipödem yalnızca estetik bir sorun değil’
Yayınlama: 14.09.2026
A+
A-

Genellikle kol ve bacaklarda simetrik yağ dokusu artışıyla kendini gösteren lipödem; ağrı, hassasiyet, şişlik ve hareket kısıtlılığı gibi şikâyetlere yol açabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, lipödemde tanı ve tedavi sürecinin kişinin şikâyetleri ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanması gerektiğini söyledi.

Lipödem, özellikle kol ve bacaklarda oluşturduğu görünüm nedeniyle zaman zaman yalnızca estetik bir sorun olarak değerlendirilebiliyor. Ancak kronik seyirli bir hastalık olan lipödem; ağrı, hassasiyet, kolay morarma ve şişlik gibi şikâyetlerle kişinin günlük yaşamını etkileyebiliyor. VM Medical Park Samsun Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, lipödemin belirtileri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.

“Her iki tarafı da etkileyebiliyor”

Lipödemin çoğunlukla vücudun her iki tarafında benzer şekilde görüldüğünü söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, “Lipödem; özellikle bacaklarda, kalçalarda ve bazı hastalarda kollarda simetrik, yani iki taraflı yağ dokusu birikimiyle karakterizedir. Ağrı, dokunmaya karşı hassasiyet, kolay morarma ve şişlik gibi belirtiler görülebilir. Hastalığın seyri kişiden kişiye değişebilmekle birlikte bazı hastalarda hareket kabiliyeti ve yaşam kalitesi etkilenebilir” dedi.

“Kilo vermek tek başına yeterli olmayabilir”

Lipödemin kilo artışıyla karıştırılabildiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Berber, “Lipödemi yalnızca kilo artışı olarak değerlendirmek doğru değildir. Sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü genel sağlık açısından önemlidir ancak lipödemli bölgelerdeki yağ dokusu, kilo kaybına vücudun diğer bölgeleriyle aynı şekilde yanıt vermeyebilir. Bu nedenle hastanın ayrıntılı değerlendirilmesi ve tedavi programının kişiye özel hazırlanması gerekir” ifadelerini kullandı.

“Tedavide çok yönlü yaklaşım”

Lipödem tedavisinin hastanın şikâyetleri, hastalığın seyri ve eşlik eden durumlara göre planlandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Berber, “Konservatif tedavide manuel lenfatik drenaj, kompresyon uygulamaları, bandajlama, egzersiz programları ve beslenmenin düzenlenmesi birlikte ele alınabilir. Bu uygulamalarla ağrı ve hassasiyetin kontrol edilmesi, dolaşımın desteklenmesi, hareket kapasitesinin korunması ve günlük yaşamın kolaylaştırılması hedeflenir” diye konuştu.

“Uygun hastalarda farklı yöntemlerden yararlanılabiliyor”

Tedavi planında hastanın durumuna göre çeşitli destekleyici uygulamalardan yararlanılabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Berber, “Uygun hastalarda ESWT, aralıklı pnömatik kompresyon, lazer ve manyetik alan uygulamaları gibi yöntemler tedavi programına dahil edilebilir. ESWT, özellikle dokudaki sertlik ve fibrotik yapıların azaltılmasına yönelik kullanılabilir. Kompresyon cihazları ise dokuyu belirli aralıklarla sıkıştırıp gevşeterek dolaşımın desteklenmesine katkı sağlayabilir” dedi.

“Tedavi kişiye özel planlanmalı”

Manuel terapi ve manuel lenfatik drenaj uygulamalarının bu konuda eğitimli fizyoterapistler tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Berber, “Hekim değerlendirmesi doğrultusunda gerekli görülen hastalarda lokal enjeksiyon uygulamaları da tedavi programına eklenebilir. Ancak her yöntem her hasta için uygun değildir. Tedavinin hastanın muayene bulguları ve ihtiyaçları doğrultusunda, multidisipliner bir yaklaşımla planlanması önemlidir” ifadelerini kullandı.

Dr. Öğr. Üyesi Elif Berber, kol ve bacaklarda simetrik kalınlaşma, ağrı, hassasiyet, kolay morarma veya uzun süre devam eden şişlik gibi şikâyetleri bulunan kişilerin değerlendirme için hekime başvurmaları gerektiğini söyledi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.