Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Karabük İl Başkanlığı tarafından dün akşam 100. Yıl Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konferansta toplumsal şiddet olgusu derinlemesine incelendi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş’ün konuşmacı olarak yer aldığı anlamlı programa; Karabük Valisi Oktay Çağatay, Karabük Cumhuriyet Başsavcısı Selçuk Akman, Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Karabük İl Jandarma Komutanı J. Kd. Albay İsmail Gökcek, Karabük İl Emniyet Müdürü Ahmet Canver, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri, siyasi parti yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren MHP Karabük İl Başkanlığı lideri Cenk Gedikoğlu, güçlü toplumların yalnızca ekonomik başarılarla değil, sağlıklı bireyler ve sağlam aile yapılarıyla ayakta kalabileceğine dikkat çekti. Şiddetin sadece fiziksel değil; sözlü, dijital ve akran zorbalığı gibi birçok yüzü olduğunu belirten MHP Karabük İl Başkanı Cenk Gedikoğlu, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Toplumumuzun en önemli meselelerinden birini hep birlikte konuşmak ve çözüm yolları aramak için bir araya geldik. Şiddet yalnızca fiziksel bir mesele değildir; bir sözde, bir bakışta, bir dışlamada da şiddet vardır. Özellikle gençlerimizin sosyal baskılar, dijital zorbalık, akran zorbalığı ve aile içi iletişim eksikliği karşısında yalnız bırakılması, geleceğimiz adına üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. Bizler inanıyoruz ki gençlerimizi koruyan toplumlar geleceğini korur. Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanlığı olarak bizler, Karabük‘ümüzün her meselesine akademik, bilimsel ve vicdani bir bakış açısıyla yaklaşmayı görev addediyoruz. Merhametli, ahlaklı ve özgüvenli gençler Türkiye‘nin en büyük hazinesidir.”
Açılış konuşmasının ardından kürsüye çıkan Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş, şiddet ve saldırganlık kavramlarının psikolojik ve sosyolojik altyapısını aktardı. 1990’lı yıllardan bu yana yürüttüğü akademik çalışmalardan örnekler veren Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş, toplumsal yapıda yaşanan değişimin şiddet olaylarındaki rolünü şu sözlerle açıkladı:
“İnsanın şiddete ve kamu malına zarar verme eylemi olan vandalizme (tahripçilik) genellikle bir problem çözme yöntemi olarak başvurduğunu görüyoruz. Çocuklara ve gençlere kişiler arası ilişkilerde çatışma çözme becerilerini öğretebilirsek bu eğilimi azaltabiliriz. Şiddet olaylarını incelerken resmi büyütmek zorundayız; sosyologlar, psikologlar, eğitimciler olaya hep kendi pencerelerinden bakıyor. Oysa saldırganlık duygusu ile saldırgan davranış aynı şey değildir. İnsanlar engellendikçe, rahatsız edildikçe veya saldırıya uğradıkça saldırganlık duygusu geliştirir. Bu duygunun eyleme dönüşmesini engelleyen en önemli mekanizma ise ‘saldırganlık kaygısı’dır. Bu kaygı toplumda en çok orta kesimde (orta direkte) yaygındır; çünkü kuralları ve normları en çok orta sosyoekonomik düzeydeki aileler sahiplenir ve korur. Ancak son yıllarda orta kesim gittikçe çöktüğü için, Turgut Özal‘ın meşhur ifadesiyle ‘orta direk’ zayıfladığı ölçüde saldırganlık kaygısı da azalıyor. İnsanlar artık kızdıkları birine şiddet uygulamaktan hiç çekinmiyorlar. Bu vahim durumu önlemek için orta kuşağı mutlaka güçlendirmemiz gerekiyor.”
Şiddetin sadece polisiye tedbirler veya kameralarla önlenemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş, ceza sistemindeki adaletsizliklerin ve caydırıcılık eksikliğinin şiddet eğilimini doğrudan beslediğini vurguladı. Sosyal psikolojideki deneylerden ve medyanın etkisinden örnekler veren akademisyen, sunumunu şu teknik verilerle sonlandırdı:
“Saldırganlık kaygısı düşük olan bir birey, çevresel uyarıcıların (sosyal medya, televizyon dizileri vb.) tetiklemesiyle şiddete daha kolay yönelebilir. Bu noktada en kritik eşiklerden biri de cezalandırılma veya misilleme olasılığıdır. Adalet sisteminde eğer bir suç cezasız kalıyorsa, insanlar cezalandırılma olasılığının olmadığını görerek eyleme geçerler. Sadece okula polis veya kamera koyarak bu işi çözemeyiz; nitekim 20 yıl önce yazdığım ‘Okul polisi işe yarıyor mu?’ makalemde de bunu belirttim. Küresel ölçekte yapılan araştırmalar da stres, üzüntü ve öfke yoğunluğunun arttığını gösteriyor. Şiddeti çözmek istiyorsak tek bir alana odaklanmak yerine büyük resmi görmek zorundayız.”