BİR SEVDADIR SAFRANBOLU

Yayınlama: 17.08.2026
A+
A-

 Safranbolu ilçesinde yaşayan Safranbolu Sevdalısı  bir arkadaşımız içindeki Safranbolu Sevdasını Kaleme almış bizlerde kayıtsız kalmadık   Kendisinin bu Sevdasına ortak olmak istedik  ve Duygğularını Sayfamıza aktardık

Safranbolu ilçesinde  Ressamlık yapan Sakin Sakarya  Safranbolu ilçesini nasıl tanıtmış

SAFRANBOLU:

İNSANIN, İNANCI VE TAŞIN AHŞAPLA BÜTÜNLEŞİP TARİHE SESLENİŞİ

1: Ahşaba Dökülen Ahlak

Vakit akşama ererken, kanyonlardan süzülen o tatlı vadi rüzgarı yukarı doğru yükselir; ahşap çatmaların arasından geçip sokaklara yayılırdı... Bu sokaklardaki her konak, sadece kiremit ve ahşapla değil, komşunun hakkını gözeten görünmez bir vicdan terazisiyle yükselirdi.

Usta keserini eline aldığında önce karşı evin penceresine bakardı: “Çattığım bu çatı komşumun güneşini çalar mı, rüzgarını keser mi?”

Eğer bir ahşap komşunun ışığına mani olacaksa yontulur, boyu kısaltılırdı. Çift tokmaklı kapılar sokağın zarafetini taşır, Çarşı’da ilk siftahını yapan esnaf ikinci müşterisini “Komşum henüz siftah etmedi, var git ondan al” diyerek yan dükkana gönderirdi. Safranbolu; taşın ahşapla buluştuğu bir yer olmanın ötesinde, insanın insana duyduğu derin saygının şehriydi.

2: DİRENİŞ(1930 – 1950)

Cumhuriyet’in ilk yıllarıyla birlikte Türkiye’nin dört bir yanında yeni şehirleşme planları başladı. Cetvelle çizilen düz caddeler, yüksek beton binalar modernleşmenin simgesi sayılıyordu. 1930’lu ve 40’lı yıllarda bu rüzgar Safranbolu’nun da kapısını çaldı.

Dışarıdan bakan bir göz için bu daracık sokaklar “yıkılması gereken eski yapılar”dan ibaretti. Ancak dönemin Belediye Başkanı Cemal Caymaz ve öğretim üyesi prof dr.Metin Sözen (İTÜ) Mimarlık Tarihi ve Restorasyon öğretim üyesi ÇEKÜL (Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı) Başkanı  ile ileri gelenler karşı durdu.

“Eskiye takılı kalmak” değildi yaptıkları. “Biz bu evlerin dualı ahşabına, komşumuzun rüzgarına ve ata mirasına ihanet etmeyiz” dediler. sımsıkı bir vicdan direnişiyle tarihi çarşının ilk yıkım planlarını geri püskürttüler.

3: (1970 – 1994) 1970’lere gelindiğinde Türkiye’yi saran müteahhit hırsı ve betonlaşma arzusu iyice büyümüştü. Safranbolu’nun o güzelim konakları birer birer rant tehdidi altına girdi. İşte o an, şehre sevdalı yürekler omuz omuza verdi:

  •  (1970-1974): Prof. Dr. Metin Sözen ve öğrencileri sokak sokak gezerek evleri, kapı tokmaklarını belgeledi. Halkın ve idarecilerin karşısına geçip, “Elinizde dünya güzeli bir hazine var, onu betona kurban etmeyin” diyerek koruma fikrinin bilimsel temelini attı.
  •  
  • (12 Haziran 1975): Belediye Başkanı Kızıltan Ulukavak ve meclis üyeleri, her türlü siyasi ve kişisel çıkarı bir kenara bıraktı. Oy birliğiyle tarihi bir karara imza atarak Safranbolu’yu resmen “Koruma Altına” aldılar. Rant çevrelerine karşı çekilmiş en yürekli restti bu.
  • Zamanı Durduran Kamera (1976): Yönetmen Suha Arın, çekenin de izleyenin de gözünü açan “Safranbolu’da Zaman” belgeselini çekti. Bu film halka kendi evinin değerini gösterdi, evini yıkıp apartman yapmak isteyenlerin vicdanını uyandırdı.
  • Tescillenen Zafer (17 Aralık 1994):
  • 1930’larda ustaların başlattığı mücadele, halkın, aydınların ve Prof. Dr. Metin Sözen gibi bilim insanlarının emeğiyle büyüdü.
  •  Karabük Üniversitesinin temel taşı olan Safranbolu Meslek Yüksek Okulunu 1992 yılında ilçeye kazandıran  iki yıl sonra  1994 yılına gelindiğinde, Belediye Başkanı Mustafa Eren bu akademik birikimi belediyenin imkânlarıyla birleştirerek UNESCO sürecine liderlik etti. Fransa’daki diplomatik ve teknik girişimlerle bu uzun mücadeleyi taçlandırdı ve Safranbolu 17 Aralık 1994’te resmen UNESCO Dünya Mirası ilan edildi.
  • Bu zafer, sadece binaların değil; yöneticisi, aydını ve esnafıyla bir halkın kenetlenerek verdiği koruma mücadelesinin zaferiydi.

 Emaneti anlamı ile koruyabilme vazifesi

UNESCO kuralları çok nettir: “Bu mirası özgün haliyle, ruhuyla koruduğun sürece değerlisin.”

Ne yazık ki bugün Safranbolu; Kızıltan Ulukavakların, Metin Sözen lerin, o helal süt emmiş ustaların emanetine karşı bir sınav veriyor.

Günübirlik para kazanma hırsı, estetikten uzak dükkan tabelaları,ışıklandırmalar  sokakları işgal eden araçlar ve bencil anlayış, kentin o 300 yıllık ruhunu incitiyor. Evlerin dışı restore ediliyor belki ama içindeki o güzelim komşuluk ve kul hakkı ahlakı boşaltılıyor.

  •  1975’teki o cesur meclisin iradesini hatırlayarak. Oy veya rant kaygısıyla bu kentin dokusundan taviz vermemek.El emeği ürünlerin canlandırılması.karabük ve safranboluya ait yöresel yemek kulturunun zenginleştirilmesi.gelen yerli yabancı turistlerin kendilerine kesif ve tecrübe edinebilecek ustaların sanat ve zanaatkarlara zemin hazırlanması.kültür turizmi kimliğine uygun sanatsal ve kulturel etkinliklerin artırılması
  •  Buraya gelen yerli ve yabancı turistlere  “müşteri” değil, “gönül misafiri” diyebilmek güler yüzlü samimi saygılı bir hal ile belki küçük hediyelerle gönderebilmek. Arasta’daki esnafın siftah ahlakını yeniden yaşatabilmek
  • Bu sokaklardaki tek bir taşı bile sıradan görmeyip. Her taşın altında dedelerimizin kul hakkı korkusu, ustaların alın teri ve bu kenti korumak için ömrünü veren insanların sevdasını hatırlamak.

Biz bu evlere sadece sahip değiliz, biz bu ruhun bekçisiyiz. Taşımıza, ahşabımıza ve birbirimize saygıyla sahip çıkmazsak, geriye sadece ruhsuz bir ahşap yığınından başka bir şey kalmayacak.

Vesselam

Sakin SAKARYA                                                                                                                          Ressam                                                                                                                                         Safranbolu gönüllüsü..                                         04/07/2026                                                            

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.