Safranbolu ilçesinde yaşayan Safranbolu Sevdalısı bir arkadaşımız içindeki Safranbolu Sevdasını Kaleme almış bizlerde kayıtsız kalmadık Kendisinin bu Sevdasına ortak olmak istedik ve Duygğularını Sayfamıza aktardık
Safranbolu ilçesinde Ressamlık yapan Sakin Sakarya Safranbolu ilçesini nasıl tanıtmış

SAFRANBOLU:
İNSANIN, İNANCI VE TAŞIN AHŞAPLA BÜTÜNLEŞİP TARİHE SESLENİŞİ
1: Ahşaba Dökülen Ahlak
Vakit akşama ererken, kanyonlardan süzülen o tatlı vadi rüzgarı yukarı doğru yükselir; ahşap çatmaların arasından geçip sokaklara yayılırdı... Bu sokaklardaki her konak, sadece kiremit ve ahşapla değil, komşunun hakkını gözeten görünmez bir vicdan terazisiyle yükselirdi.
Usta keserini eline aldığında önce karşı evin penceresine bakardı: “Çattığım bu çatı komşumun güneşini çalar mı, rüzgarını keser mi?”
Eğer bir ahşap komşunun ışığına mani olacaksa yontulur, boyu kısaltılırdı. Çift tokmaklı kapılar sokağın zarafetini taşır, Çarşı’da ilk siftahını yapan esnaf ikinci müşterisini “Komşum henüz siftah etmedi, var git ondan al” diyerek yan dükkana gönderirdi. Safranbolu; taşın ahşapla buluştuğu bir yer olmanın ötesinde, insanın insana duyduğu derin saygının şehriydi.

2: DİRENİŞ(1930 – 1950)
Cumhuriyet’in ilk yıllarıyla birlikte Türkiye’nin dört bir yanında yeni şehirleşme planları başladı. Cetvelle çizilen düz caddeler, yüksek beton binalar modernleşmenin simgesi sayılıyordu. 1930’lu ve 40’lı yıllarda bu rüzgar Safranbolu’nun da kapısını çaldı.
Dışarıdan bakan bir göz için bu daracık sokaklar “yıkılması gereken eski yapılar”dan ibaretti. Ancak dönemin Belediye Başkanı Cemal Caymaz ve öğretim üyesi prof dr.Metin Sözen (İTÜ) Mimarlık Tarihi ve Restorasyon öğretim üyesi ÇEKÜL (Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı) Başkanı ile ileri gelenler karşı durdu.
“Eskiye takılı kalmak” değildi yaptıkları. “Biz bu evlerin dualı ahşabına, komşumuzun rüzgarına ve ata mirasına ihanet etmeyiz” dediler. sımsıkı bir vicdan direnişiyle tarihi çarşının ilk yıkım planlarını geri püskürttüler.
3: (1970 – 1994) 1970’lere gelindiğinde Türkiye’yi saran müteahhit hırsı ve betonlaşma arzusu iyice büyümüştü. Safranbolu’nun o güzelim konakları birer birer rant tehdidi altına girdi. İşte o an, şehre sevdalı yürekler omuz omuza verdi:
Emaneti anlamı ile koruyabilme vazifesi
UNESCO kuralları çok nettir: “Bu mirası özgün haliyle, ruhuyla koruduğun sürece değerlisin.”
Ne yazık ki bugün Safranbolu; Kızıltan Ulukavakların, Metin Sözen lerin, o helal süt emmiş ustaların emanetine karşı bir sınav veriyor.
Günübirlik para kazanma hırsı, estetikten uzak dükkan tabelaları,ışıklandırmalar sokakları işgal eden araçlar ve bencil anlayış, kentin o 300 yıllık ruhunu incitiyor. Evlerin dışı restore ediliyor belki ama içindeki o güzelim komşuluk ve kul hakkı ahlakı boşaltılıyor.
Biz bu evlere sadece sahip değiliz, biz bu ruhun bekçisiyiz. Taşımıza, ahşabımıza ve birbirimize saygıyla sahip çıkmazsak, geriye sadece ruhsuz bir ahşap yığınından başka bir şey kalmayacak.
Vesselam
Sakin SAKARYA Ressam Safranbolu gönüllüsü.. 04/07/2026