Bilbao y Leon, Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos’taki Yıllık Toplantıları kapsamında AA muhabirinin küresel nükleer enerji sektörü ve Akkuyu NGS’ye ilişkin sorularını yanıtladı.
Türkiye’de bu yıl Akkuyu NGS’nin ilk ünitesinin devreye girmesinin beklendiğini anımsatan Bilbao y Leon, söz konusu santralin Türkiye için “oyun değiştirici” olacağını belirtti.
Bilbao y Leon, santralin Türkiye’nin elektrik üretiminde önemli bir yere sahip olacağını ifade ederek, “Ancak Akkuyu, Türkiye’nin ilk nükleer enerji projesi ve Türkiye’yi küresel nükleer endüstrisinin bir parçası haline getirecek. Akkuyu ile Türkiye’de ciddi bir yerelleşme süreci de yaşanıyor. Bu da çok sayıda sanayi oyuncusu, üretim yapan şirket ve nitelikli iş gücünün küresel nükleer endüstrisinde önemli roller üstlenebileceği anlamına geliyor.” dedi.

Bu açıdan Akkuyu’nun yerel, ülke ve ardından Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan geniş bir coğrafyada olumlu ekonomik etki yaratacağını düşündüğünü söyleyen Bilbao y Leon, “Türkiye birçok kıtanın kesişim noktasında yer alıyor ve (santralin) tüm bu bölgeler arasında son derece olumlu bir bağlayıcı rol üstleneceğine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Bilbao y Leon, geçen hafta yayımladıkları Küresel Nükleer Görünümü raporuna göre, dünyada nükleer enerji kapasitesinin 2050’ye kadar mevcut kapasitenin 3 katını aşarak 1400 gigavatın üzerine çıkacağını belirtti.
Söz konusu artışta Çin, ABD, Fransa, Rusya ve Hindistan’ın lider konumunda bulunacağını dile getiren Bilbao y Leon, bu ülkelerin yanı sıra diğer ülkelerde de farklı kapasitelerde birçok projenin planlandığını aktardı.
Bilbao y Leon, nükleer enerjide planlanan bu projelerin hayata geçirilebilmesi için doğru politikaların yanı sıra gerçek sanayi stratejileri, finansman araçları ve düzenleyici çerçevenin de hızlanmasına ihtiyaç olduğuna işaret ederek, aynı zamanda tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve kalifiye istihdamın sağlanması gerektiğini kaydetti.
Nükleer enerjide 2050’ye kadar öngörülen kapasitenin devreye girmesi halinde bile bu kaynağın dünya elektrik üretimindeki payının yüzde 10 seviyesindeki payını sürdürmeye devam edeceğini ifade eden Bilbao y Leon, “Küresel elektrik talebi de hızla büyüyor. Artık buna yapay zekanın oluşturduğu talep de eklendi. Elektrifikasyonun giderek hızlandığı bir dünyada, nükleer enerji de aynı şekilde büyümeli çünkü kesintisiz, karbonsuz ve baz yük olarak bu kaynağa ihtiyaç var.” diye konuştu.
Bilbao y Leon, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’ın “nükleerden çıkış stratejik hataydı” şeklindeki açıklamasına ilişkin değerlendirmesinde, Almanya’nın çok iyi performans gösteren nükleer santrallerini kapattığını anımsattı.
Öte yandan Avrupa ülkelerinin çoğunluğunun nükleer santrallerini kullanmaya devam ettiğini ve bazı ülkelerin bunların faaliyet sürelerini uzattıklarını dile getiren Bilbao y Leon, sözlerini şöyle tamamladı:
“Avrupa’da büyük çaplı bir nükleer enerji kapasitesi kaybı olmadı ancak zaman kaybedildi. Ayrıca kaybettiğimiz şey belki de endüstriyel kabiliyet ve tedarik zinciri kapasitesi oldu. Nükleerde tarihin bize sunduğu fırsatı yakalayabilmek ve hayata geçirebilmek için bu kapasiteyi bir ölçüde yeniden inşa etmemiz gerekiyor. Çin ya da Güney Kore’nin bulunduğu noktada olabilirdik ancak hala çok geç değil ve bu ülkeleri yakalayabiliriz.” dedi.
WNA verilerine göre, halihazırda 31 farklı ülkede yaklaşık 400 gigavat nükleer enerji kapasitesi bulunurken bu kapasite küresel elektrik üretiminin yüzde 9’unu karşılıyor.
Hükümetlerin açıkladığı plan ve hedefler kapsamında mevcut reaktörlerin ömrünün 80 yıla uzatılması, planlanan veya planlama aşamasındaki reaktörlerle, küresel nükleer enerji kapasitesinin 2050’de 1446 gigavata ulaşacağı hesaplanıyor.