
Gazetemiz Sahiplerinden S. Oğuzhan Doğan Safranbolu Tarihi Eski Çarşı’da unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer alan Yemenicilik mesleği ustası Erhan Başkaya ile röportaj gerçekleştirdi.
Gerçekleştirilen röportajda Yemenici Erhan Usta pek çok konuya değinerek işini sevdiğini ve bu sanatın devam etmesi için elinden geleni yaptığını gazetemize anlattı.

Safranbolu Tarihi Çarşıda sanatını sürdüren ve mesleğinin tek varisi olan Yemenici Erhan Usta; işini çok sevdiğini söyleyerek, “Ben 1967 doğumlu olup, 79-80 arası ilkokuldan mezun oldum yaş 57. İşte 1980’den bu tarafa çalışıyoruz yani 43 yıldan beri esnaflıkla uğraşıyoruz, çıraklıkla kalfalık diyelim. 43 yıldır bu işi yapıyoruz. Zaman çok çabuk geçiyor ama şu önemli yaptığın işi severek yapacaksın, ben işimi çok seviyorum , yaptığım işi. Safranbolu’da şu anda bizim bulunduğumuz yer çok tarihi bir Çarşı. Tarih 1661 burada 48 dükkandan 47 tanesi yemeni yapmış. Yemeni bazılarında başörtüdür bizde ayakkabıdır. Elimizde yapıyoruz. Burada her dükkanda çırak, kalfa, usta olmak üzere, herkes özveriyle çalışmış yani onları rahmetle anıyoruz. Bu aynı zamanda burada yapılan yemeniler Kurtuluş Savaşı’na gitmiş, böyle manevi bir havası vardır. Şu anda tek usta olarak ben devam ediyorum. İnşallah biz de sanatı devam ettireceğiz bitirmeyeceğiz. Oğlum bu işi öğrendi ama oğlum şu anda kendi işini yapıyor, elektrik elektronik mühendisi. Yeğenlerimiz var tekrar arkadan gelecek olanlar bu şekilde sanatı devam ettiriyoruz. “

Gücü yettiği kadar sanatın devam etmesi için uğraşacağını söyleyen Yemenici Erhan Usta, “Sadece bende değil sanat. Safranbolu’da çok dalda bazı sanatlar bitti. Mesela semercilik bitti şu an. İlkokuldan çıkan okuyan okuyordu, okumayan sanata giriyordu. Şimdi öyle olması lazım. Okuldan çıkan okuyan okuyacak, okumayan sanata girmesi lazım ama maalesef sistem onu getirmiyor. Biz dediğimiz gibi sanata devam edeceğiz gücümüzün yettiği kadar. Ben çok işimi seviyorum. Benden sonra da yine İnşallah birileri devam edecek, bu sanatı bitirmeyeceğiz.”

Yemenici Erhan Usta, teknolojinin Yemenicilik mesleğini yavaş yavaş bitirdiğini söyleyerek insanların daha duyarlı olması gerektiğini vurguladığı konuşmasında, “Teknoloji bitiriyor bu da var. Malzeme sıkıntı oluyor. İnsanlar bir markaya istediği parayı veriyor, şuna Bin 500, 2 Bin TL’yi çok görüyor. Tek tek İpek gibi orijinal. Bir de bilen alıyor. Onun için insanların biraz duyarlı olması lazım, duyarlı insanlarımız da var mesela bazı insanlar sağ olsun sanat devam etsin diye almasa bile alıp evine asan da var. Yani bu da önemli işte. Biz de inşallah en iyi şekilde devam edeceğiz sanatımıza.” ifadelerini kullandı.
Yemeni ayakkabısının günde 2 tane anca yapıldığını, yapım aşamalarını ve sağlığa faydalarını anlatan Yemenici Erhan Usta, “Yemeni tabanı manda desen yapılır. Üstü büyükbaş hayvan desen yapılır, astar keçi. Tamamen el işçiliği. Bunun özelliği ayakta ter ve koku yapmaz. Bunu insanlar evde giyiyorlar. Yazın serin kışın sıcak tutuyor bunun özelliği bu. Ayakta mantar herhangi bir şey varsa bu kaybolur çünkü ayak bunda hava alıyor. Mesela marka spor ayakkabı hava almıyor çünkü bu gerçek deri olduğu için ayak bunda hava alıyor. Yemeni dediğimiz gibi bunu zaten bir sefer kullanan bir daha başka kullanmıyor. Yazın mutlaka kullanıyor özelliği bu, yeter ki kullansın bir sefer. Kalıba geriyoruz, hazırlıyoruz ondan sonra tabanı kuruması. Normalde ortalama günde bir iki tane çıkıyor, 3 tane falan yapma şansın yok. Biz bir iki tane yapıyoruz sabah 8 gece 8-9 yaz sezonu daha yoğun. Kışın yapıyoruz bir tarafta hazırlıyoruz, bu şekilde devam ediyoruz sanatımıza.” dedi.
Yemenici Erhan Usta Safranbolu’da birçok mesleğin bittiğini, son kalan unutulmaya yüz tutmuş mesleklerinde bitmemesi için Karabük Valiliği tarafından yürütülen çalışmalarda Safranbolu Kaymakamının konu üzerine ağırlık verdiğini söylediği konuşmasında, “Safranbolu Kaymakamlığımız bu konun üstüne çok ciddi bir şekilde duruyorlar sağ olsun. Safranbolu’da bir tane şu ustanın yanına verildi bir kalaycı olacak inşallah. Tabii bize de inşallah ileride bir hazırlık devam ediyor. Safranbolu’da bakırcı, kalaycı, yemenici ve sobacı bunlar bitmiş zaten hepsi son ustalar. Bunların yanına biraz eleman verilecek İnşallah sanat devam edecek. Kaymakam beyimiz sağ olsun bu işin üstünde ciddi bir şekilde duruyor. Biz elimizden geleni yapacağız durum bunu gösteriyor şu anda. İnsanların el sanatına biraz değer verip bir katkıda bulunmaları iyi olur. Biz kışın yapıyoruz, yazın gelen misafire veriyoruz. Tabii el emeğine biraz daha özen göstermek, biraz daha gelen misafirimiz baksın en azından destek olsun önemli bunlar.” ifadelerini kullandı.

Yemeni ayakkabısının fiyatından bahseden Erhan Usta, yapılan el işçiliğine ve kullanılan malzemeye değinerek, ”Bin 500 fiyatımız. Şimdi bedenen çalışan bir ustanın aldığı 2 bin TL aldığı yevmiye, bizim malzeme var emeği saymıyoruz. Sabah 8, gece saat yaz sezonu mesela 9, 10’da 11’e gittiğimiz zaman oluyor ama biz bu kadar üzülmüyoruz. Ama biz işimizi yapıyoruz dediğimiz gibi zor. Ayakta durmakta öyle kolay değil yani şimdi bunun hepsi kar değil ki insanlar hepsini kar amaçlı gibi görüyor ama maalesef yani normal sürüm fiyatı satayım dersen 3 bin vermek lazım 4 bin vermek lazım. Şu emeğe göre, şu işçiliğe göre malzeme çok kaliteli orijinal malzeme ama dediğimiz gibi biz yine memnunuz. Sanata elimizden geldiğince emek veriyoruz, gücümüz yettiği kadar çalışıyoruz. Bu şekilde devam ediyoruz.” dedi.
Eski mesleklerin unutulmaması çalışmaların sürdüğünü söyleyen Yemenici Erhan Usta “Sayın Vali’mizin önderliğinde Sayın Kaymakam beyimiz, çırak konusunda en son bir tane kalaycıya çırak verdi. Kalaycı, bakırcı, yemenici bunların yanına valimizin önderliğinde Sayın Kaymakam beyimiz böyle bir projesi var. İnşallah biz de katkıda bulunacağız bu iş devam edecek, yani öyle bir projemiz var bizim. Biz de elimizden geleni yapacağız.” İfadelerini kullandı.
Gelen misafirlerin yapılan el işçiliği görmeleri adına dükkanına davet eden Erhan Usta “Gelen misafirimiz ‘merhaba’ desin. En azından bir uğrasınlar burada ne yaptığımızı görsün, Yemenici Erhan Başkaya’ya bir ‘merhaba’ desinler uğrasınlar en azından.” dedi.
Kaynak: S. Oğuzhan Doğan - S. Can Kuru