Başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmak istedim. Geçenlerde dolmuşa bindim, çok geçmeden iler ki duraktan 10-11 yaşlarında bir erkek çocuk bindi. Dolmuş şoförü biraz bekledi belki ailesi büyüğü gelecek gelen giden olmadı. Çocuğa sordu, “ senin annen baban bir büyüğün yok mu oğlum tek mi gideceksin? ”
“yok” dedi küçük.
Dolmuşta ki herkes çocuğa odaklandı, bizde şoför beyle göz göze geldik. Anladım oda bir baba bir ebeveyn “yahu dedi ben çocukları gözümden ayırmıyorum bu nasıl olur ben bu insanları anlamıyorum vallahi” dedi. Yola devam etti.
“nereye gideceksin ailenin haberi var mı soruları yükseldi dolmuşta”
Çocuk “safranbolu’ya teyzeme” dedi. Ücreti uzattı geçti oturdu. “nerden geliyorsun” dedi birisi.
“kapullu” dedi.
Herkes şaşkın, dolmuşta bir uğultu hakim; “nasıl olur ya”, “bu yaşta çocuk tek gönderilir mi”, “valla helal olsun ben yapamam” “ben 15 yaşındaki çocuğu bakkala göndermiyorum” “bu yaşta bu çocuk özgüvenli aferin”
Şimdi ben de bir anne ve bir vatandaş olarak şaşkın şaşkın izledim dinledim. Ben olsam napardım izin verir miydim? 14 yaşında ki oğlum için bu kaos evde hakim aslında çatışma içersindeyiz anne – baba olarak. Bence bu yaşlarda çocuklar uzak mesafe olmamak kaydı ile yabancılara güvenmeme, yolda dikkatli gitme bilinci oluşturarak özgüven aşılama adına yapılabilir. Babamızda diyor ki hayır bu zamanda çocuğa güvensen bile etrafa güven olmaz. Bırak gözümüzün önünde dursun biraz daha büyüsün öyle özgüven sahibi olsun. Şimdi napalım nasıl yapalım. Bizim nesil yani 90’lar çok güzel büyüdük, çok güzel yetiştik. Baskıda gördük, özgürlükte.. ama kuşak değişti, zaman değişti. Çocuklarımız için endişeliyiz hepimiz. Ama onların geleceklerini, gelecekte ki hayatlarını ve ortamlarını da düşünmeliyiz?
“Keşke” dememek için ne yapalım nasıl yapalım? Dolmuşla kendi başına Kapullu’dan, Safranbolu’ya 10-11 yaşlarındaki çocuğu yollayan aile midir doğru olan, yoksa gözümün önünde dursun bir şekilde büyür yetişir ben hallederim diyen aile midir?
HAKSIZSAM SÖYLEYİN!