Değerli okuyucularımız, ne zaman denk geldiniz yazıma bilmiyorum ama öncelikle hepinizin mübarek Ramazan Bayramı’nı şimdiden kutluyor, Yüce Allah’tan sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, mutlu, huzurlu bir şekilde geçireceğiniz nice Ramazanlar ve bayramlar niyaz ediyorum.
Geçtiğimiz günlerde Kastamonu’ya gitmiştim. Gitmeden önce de bizde adettir boş şişe götürülür. Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli’nin oradan Asa Suyu’ndan doldururuz hem kendimize hem eşe dosta hem şifa, hem de hediye niyetiyle. Epeydir de nasip olmamıştı gitmek, gördüm ki Asa Suyu yazıda bulunduğu haline gelmiş.
‘Sabredersen testin rahmet ile dolar,
Kul-u Hakk’ı kollarsan rahmet damla damla akar,
Şifa gönlün sabrındadır,
Ha bir damla ha bin damla’
Sabır. Sabretmek gerektiğini, hoşgörülü olmak gerektiğini, belki de yeteri kadarını olduğu kadarını kabul etmek gerektiğini daha iyi öğretiyor. Öyle bir akıyor ki mübarek ders almamak mümkün değil.
Neyse iftar vakti yaklaşırken epey kalabalıklaştı. Her masada binbir çeşit insan arabalardan da belli. Zengini fakiri, gönlü zengini gönlü fakiri. Kimi gülerek bakıyor etrafına kimi hasetle küçümseyerek. Allah affetsin bulunduğu, geldiği yerin bile farkında olmayanları.
Rabbim şu mübarek Ramazan ayının feyzinden, bereketinden, mesajlarından almayı bayrama affolunanlardan, kendine çeki düzen verenlerden, Hakk yolunda doğru şekilde ilerleyenlerden eylesin cümlemizi.
Hiçlik Makamı
Aklıma hiçlik makamı geldi. Hiçlik makamı diye düşünürken de gururlanma insanoğlu ilahisi geldi. Artık pek de duymuyorum, ‘Gururlanma insanoğlu
Ölmemeye çaren mi var?
Hazan olmuş bir gül gibi
Solmamaya çaren mi var?’
Diyorlar ki yazı yazmıyorsun, çok da görünmüyorsun, diyorum ki doğru. Sussan gönül razı değil, söylesen olmuyor. Daha çok görüp daha çok bilince de susmamak olmuyor.
Uzaktan da olsa yine de görüyor, duyuyoruz. Allah selamet versin herkese. Tutturulmuş bir yol gidiliyor.
Makam sahipleri, koltuk sahipleri şu mübarek Ramazan ayından alabildiğiniz kadar bir şeyler almaya bakın zira o makamlar, koltuklar geçici.
Belki niyetleriniz temiz, belki gerçekten iyi şeyler yaptığınızı zannediyorsunuz. Bazı yerlerde doğru değerin verilmediğini de düşünebilirsiniz. Hatta size değer veriyor gibi gösterenlerin tuzaklarına, nefsinizi gıdıklayan sözlerine de kanıyor olabilirsiniz. Bir bakın etrafınıza dostunuz var mı? Dertleştiğiniz, fikir alışverişi yaptığınız dostunuz var mı? Yanlış insanlara değer verip yanlış insanların samimiymiş gibi göründüklerini görmüyor olamazsınız. Bana dostunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim misali. Etrafımıza bir bakınalım.
Makamlar geçici. Ne kadar güzel şeyler yapsanız da eğer bir gölge düşüyorsa yanlıştasınız demektir. Şöyle insandı ama bunları yaptı dedirtmek önemli bu hayatta. Onu da geçtim şu hiçlik makamını hatırlatayım size.
Hiçlik makamı anlam itibariyle tasavvufta müridin benlik, gurur ve kibrini terk ederek, nefsini arındırıp varlığını Allah’ın varlığı içinde yok etme (yokluk) hali olarak ifade edilir.
Nasreddin Hoca’dan hikayeyle biraz daha basitleştirelim.
Nasreddin Hoca’ya sormuşlar kimsin diye. Hoca da ‘Hiç. Hiç kimseyim.’ cevabını vermiş.
Hoca sorunca kimsin diye kişi böbürlenerek şuyum demiş. Sonra bu olabilirim, daha sonra şu makama gelebilir diye konuşmuş. Daha sonra şu makam bu makam derken
artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş, ‘Hiç.’
‘Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım’ demiş Nasreddin Hoca.
Rabbim hiçlik makamını bilen, hatırlayan, unutmayan insanlardan olmayı nasip eylesin. Şeytanın vesvesesinden, şeytana benzer insanlardan ve nefsinden uzak olanlardan eylesin.
Bugün var yarın yok
Malum bayram geldi çattı, naçizane sevdiklerinizin kıymetini bilin. Ailenizin, anne, babanızın, eşinizin, çocuğunuzun, arkadaşlarınızın, dostlarınızın kıymetini bilin. Bugün varlar, yarın yoklar, bugün varsın yarın ise yok olabilirsin. Ölüm var.
Unutmamak gerek.
Bayramı bayram tadında geçirmenizi Yüce Allah’tan niyaz ederim. Allah’a emanet olunuz.