

1954 Safranbolu doğumlu olan Günday, aslında uzun yıllar kamu hizmetinde bulunmuş bir isim. Ancak 1997’de emekli olduktan sonra, içindeki tarih tutkusuna daha fazla engel olamamış. 1999 yılında devraldığı dükkânla birlikte, Safranbolu’nun belleğini koruma görevini de üstlenmiş.
Süreyya Bey ile dükkânın loş ama huzurlu atmosferinde sohbet ederken, ilk vurguladığı şey dürüstlük oluyor. “Ben burada imitasyon malzeme barındırmam,” diyor kararlı bir sesle. Onun raflarında tozlanan her parçanın bir kimliği var: Osmanlı’dan kalma bakırlar, el emeği göz nuru kilimler, devasa küpler… Günday’a göre bir eşyanın sadece ‘eski’ olması yetmiyor; antika diyebilmek için bir asrı devirmesi, yani en az 100 yıllık bir hikâyesinin olması gerekiyor.
Peki, bu tarih hazinesine kimler ilgi gösteriyor? Süreyya Bey bu konuda biraz gerçekçi, biraz da sitemkâr:

“Gençler daha çok işin vitrin kısmında; takılar, eski paralar, fotoğraflık objeler ilgilerini çekiyor. Ama belli bir yaşın üzerindekiler içeri girdiğinde eşyalarla bağ kuruyorlar. Onlar için bu dükkân bir alışveriş yeri değil, bir hatırlama durağı.”
Dükkândaki parçaların çoğu aslında yabancı değil; hemen yanı başımızdaki o tarihi Safranbolu konaklarının derinliklerinden çıkıp gelmiş. Evini satanlar, dede yadigârlarını saklayacak yer bulamayanlar soluğu Süreyya Bey’in yanında alıyor. Ancak Günday, her getirilen eşyayı kapıdan içeri almıyor. Bir radyonun tıkır tıkır çalışması, bir gramofonun hala o eski ezgileri mırıldanabilmesi onun için önemli.
Dükkânın en nadide parçalarından biri ise 200 yıllık “Zemzem Küpleri”. Vaktiyle develerin üzerinde taşınan bu küpler, bugün dükkânın en çok merak edilen objeleri arasında.
Süreyya Günday’ın dünyası sadece antikalarla sınırlı değil. Duvarlara dikkatli baktığınızda, sizi 1970’li yılların Safranbolu’suna götüren siyah-beyaz futbol fotoğrafları karşılıyor. Safranboluspor ve Çamlıkspor formasıyla sahada ter döken o genç adam, bugün dükkânında geçmişi yaşatmaya devam ediyor.

Mesleğin geleceği konusunda ise umut ışığı torununda. Çocukları farklı iş kollarında olsa da, yaz tatillerinde dükkâna gelip dedesini hayranlıkla izleyen torunu, antikacılık mirasını bir sonraki kuşağa taşıyacak gibi görünüyor.
Safranbolu Tarihi Çarşı’ya yolunuz düşerse, Süreyya Bey’in dükkânına sadece bir şeyler satın almak için değil; bir fincan çay eşliğinde, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan o yaşayan tarihi koklamak için mutlaka uğrayın. Çünkü burada sadece eşyalar değil, Safranbolu’nun ruhu sergileniyor.