
Safranbolu’da güne uyananlar, her zamanki gibi rızık peşinde yola koyuldu. Ancak bu sabah yollar yalnızca işe yetişmeye çalışan insanların bot izleriyle değil, karınlarını doyurmak için koşturan güvercinlerin zarif pençe izleriyle de doluydu.

Karla kaplanan kaldırımlarda yan yana beliren bu izler, hayatın telaşlı ama bir o kadar da naif döngüsünü gözler önüne serdi. İnsanlar ağır adımlarla işlerine doğru ilerlerken, yem arayan güvercinlerin karda bıraktığı izler görenleri gülümsetti. Birbirini takip eden, nizam içinde dizilen güvercin ayak izleri, yukarıdan bakıldığında bir uçak rotasını ya da özenle çizilmiş bir haritayı andırdı.

Fotoğraflara yansıyan bu yolculuk, Safranbolu’nun ortak yaşam kültürünü sessizce özetledi. Bir yanda kış şartlarında ekmek kavgasındaki insan, diğer yanda dondurucu soğukta bir buğday tanesi peşinde adeta hava trafiği nizamında ilerleyen güvercinler… Karlı zemin, kentin bu iki farklı sakininin rotasını tek bir karede buluşturarak kışın en sıcak ve en doğal hikâyesini yazdı.